T.C.
DANIŞTAY
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2000/1667
Karar No: 2000/2799
Temyiz Eden: Acıpayam Vergi Dairesi Müdürlüğü DENİZLİ
ÖZET:
Danıştay Dördüncü Dairesi’nin Esas No: 2000/1667, Karar No: 2000/2799 sayılı kararında, bir şirketin iştirak hissesi satışından doğan kazancı sermayeye ilave etmesi ve bunu holding hissesi alımı için kullanmasının, o dönemde yürürlükte bulunan Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 23/a maddesindeki kurumlar vergisi istisnasını ortadan kaldırıp kaldırmadığı tartışılmıştır.
Olayda davacı şirket, üç ayrı anonim şirketteki iştirak hisselerini satmış; satıştan elde edilen kazancı sermayesine eklediğini ve bu işlemin istisnadan yararlanmasına engel olmayacağını ileri sürmüştür. Vergi idaresi ise, iştirak hissesi satışından elde edilen kazançla yeniden başka bir iştirak edinilmesini, istisnanın amacıyla bağdaşmayan bir durum olarak değerlendirmiştir.
Vergi Mahkemesi, satışa konu iştirak hisselerinin en az iki yıl aktifte tutulduğu, ayrıca sermaye artışlarında kullanılan rüçhan hakları nedeniyle hisse sayısının artmış olmasının bu süre şartını bozmadığı kanaatine varmıştır. Mahkeme ayrıca, satıştan doğan kazancın, aynı yapıyı bünyesinde toplayan holding şirketinin hisselerinin alınmasında kullanılmasını, şirketin yeniden yapılanması, holdingleşmesi ve mali yapısını güçlendirmesi kapsamında değerlendirmiştir.
Danıştay da bu yaklaşımı benimsemiş ve vergi idaresinin temyiz istemini reddetmiştir. Böylece, somut olayda iştirak hissesi satış kazancı istisnası uygulanabileceği kabul edilmiştir. Başka bir anlatımla, sermayeye ilave edilen kazanç ile holding hissesi alımı yapılmış olması, tek başına istisnayı düşüren bir sebep sayılmamıştır.
Kararın Analizi
- İştirak hisselerinin satışından doğan kazancın istisna kapsamında değerlendirilebilmesi için, karar metnine göre, hisselerin en az iki yıl süreyle aktifte kayıtlı olması önemlidir.
- Elde edilen kazancın sermayeye eklenmesi, istisnanın ana şartlarından biri olarak kabul edilmiştir.
- Kazancın daha sonra, grup yapısını güçlendiren bir holding hissesi alımında kullanılması, mahkeme ve Danıştay tarafından istisnaya aykırı görülmemiştir.
- Mahkeme, olaya sadece şekli değil, aynı zamanda ekonomik ve ticari amaç yönünden de yaklaşmıştır. Yani işlem, bağlı değerleri pasif biçimde tutmak yerine, kurumsal yeniden yapılanma ve mali yapının güçlendirilmesi olarak değerlendirilmiştir.
Karardan Çıkan Sonuç
Bu karar, o dönemki mevzuat açısından, iştirak hissesi satış kazancı istisnası yorumunda mükellef lehine önemli bir yaklaşım ortaya koymaktadır. Danıştay, kazancın başka bir şirket hissesine yönlendirilmiş olmasını otomatik olarak istisnayı bozan bir durum kabul etmemiştir. Özellikle grup şirketlerinin holdingleşme yoluyla yeniden yapılandırılmasında, işlemin ekonomik gerçekliğine önem verilmiştir.
Dikkat Edilmesi Gereken Çok Önemli Nokta
Bu karar, eski Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 23/a maddesine ilişkindir. Bu nedenle kararın sonucu, bugünkü mevzuata birebir ve otomatik şekilde uygulanır şeklinde anlaşılmamalıdır. Güncel uyuşmazlıklarda mutlaka yürürlükteki kurumlar vergisi düzenlemeleri, güncel tebliğler ve yeni içtihatlarla birlikte değerlendirme yapılmalıdır.
Kısa Sonuç
Danıştay, somut olayda, en az iki yıl elde tutulan iştirak hisselerinin satışından doğan kazancın sermayeye ilave edilmesi ve bunun holding hissesi alımında kullanılması nedeniyle kurumlar vergisi istisnasının kaybedilmeyeceğine karar vermiştir. Vergi idaresinin temyiz talebi reddedilmiş, vergi mahkemesi kararı onanmıştır.
Karşı Taraf: …
İstemin Özeti : 1998 yılı kurumlar vergisi beyannamesini, … Anonim Şirketi ve … Anonim Şirketi ve … Anonim Şirketi iştirak hisselerinin satışından elde ettiği kazancı Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 23/a maddesi uyarınca sermayesine ilave ederek … Holding A.Ş. hisseleri alımında kullanılmasının bu istisnadan yararlanmasına engel olmayacağı ihtirazi kaydıyla veren davacı şirket, ihtirazi kaydi kabul edilmeyerek hesaplanan, ancak yatırım indiriminden yararlanılması nedeniyle tahakkuk ettirilmeyen kurumlar vergisi tutarına karşı dava açmıştır. … Vergi Mahkemesi … günlü ve E:…, K:… sayılı kararıyla; konuyla ilgili düzenlemede, yasa koyucunun gayrimenkul iştiraki veya menkul sermaye iştiraklerini elden çıkaran kurumlar bu işi ticaret haline getirmemeleri koşuluyla, elde edilen kazancın sermayeye ilave edilen kısmının kurumlar vergisinden müstesna tutulması amacı ile hareket ettiği, bunun için ayrıca satışa konu iştirakden en az iki yıl süreyle kurumun aktifine kayıtlı olmasını yeterli gördüğü, olayda da ara kararı ile istenilen belgelerin incelenmesinden, satışa konu iştirak hisselerinin iki yıldan daha önceki süre içinde iktisap edildiği ve sermaye artışlarında rüçhan haklarının kullanılması sonucu bu hisselerin adet olarak artarak satılan miktara yükseldiğinin anlaşıldığı, davacı şirket tarafından, iştirak hisselerinin satışından kaynaklanan kazancın yine, hissesi satılan şirketleri de bünyesinde toplayan … Holding A.Ş.ne ait hisse senetlerinin alınmasında kullanıldığı anlaşılmış olup, bu işlemi yeniden yapılanma ve ticari hayatın gerektirdiği eşgüdüm ve koordinasyonu en üst düzeye çıkarılarak holdingleşmek suretiyle mali ve finansal yapının güçlendirilmesi olarak kabul etmek gerektiği, bu durumda Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 23/a maddesinde belirtilen istisna koşullarını taşıdığı anlaşılan davacı şirketin, sözü edilen kazanç 1998 yılı kurumlar vergisi matrahından indirmesi gerektiğinden tarh edilen kurumlar vergisi nedeniyle, yararlandırılan yatırım indiriminin haksız yere kullanıldığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Davalı İdare, iştirak hissesinin satışından elde edilen kazanç ile bir başka iştirak hissesinin alınması sonucunda, işletmenin bağlı değerlerinin etkin duruma geçmediğini, bu durumun istisnanın getiriliş amacına aykırı olduğunu ileri sürmekte ve kararın bozulmasını istemektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Savcısı …’in Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
Tetkik Hakimi …’u Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü:
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.
Bu nedenle, temyiz isteminin reddine 14.6.2000 gününde oybirliğiyle karar verildi.
FAQ – Sık Sorulan Sorular
1) Danıştay bu kararda neye karar verdi? Danıştay, iştirak hissesi satışından doğan kazancın sermayeye eklenmesi ve holding hissesi alımında kullanılması nedeniyle, somut olayda kurumlar vergisi istisnasının bozulmadığına karar verdi.
2) Kararda hangi şart öne çıktı? En önemli şartlardan biri, satışa konu iştirak hisselerinin en az iki yıl süreyle şirket aktifinde kayıtlı olmasıdır.
3) Satış kazancının başka bir hisse alımında kullanılması istisnayı bozdu mu? Hayır. Bu kararda Danıştay, kazancın holding hissesi alımında kullanılmasını, şirketin yeniden yapılanması ve mali yapısının güçlendirilmesi kapsamında değerlendirdi ve bunu istisnaya engel görmedi.
4) Vergi idaresi neden itiraz etti? Vergi idaresi, satıştan elde edilen kazançla yeniden iştirak hissesi alınmasının, bağlı değerleri “etkin duruma geçirme” amacına uygun olmadığını ve istisnanın amacıyla çeliştiğini savundu.
5) Danıştay vergi idaresinin görüşünü kabul etti mi? Hayır. Danıştay, vergi mahkemesinin gerekçelerini yerinde buldu ve idarenin temyiz istemini reddetti.
6) Bu karar bugün de aynen uygulanır mı? Bu konuda dikkatli olunmalıdır. Karar, eski kanundaki geçici 23/a maddesine dayandığı için, güncel olaylarda doğrudan değil; ancak yorum ve içtihat değeri bakımından dikkate alınabilir.
7) Bu karar kimleri ilgilendiriyor? Başta şirketler, holdingler, mali müşavirler, yeminli mali müşavirler, vergi avukatları ve kurumlar vergisi mükellefleri açısından önem taşır.