Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, ücreti kanunda öngörülen 20 günlük süreden sonra ödenen işçinin haklı fesih yaptığını kabul eden ve işçiye kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti ödenmesine hükmeden kararı onadı.
T.C.
Yargıtay
9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2022/17003
Karar No: 2023/341
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/268 E., 2022/3322 K.
KARAR: İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: … 46. … Mahkemesi
SAYISI: 2021/172 E., 2021/281 K.
ÖZET:
Davanın Konusu
Dava; işçinin ücretinin zamanında ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği iddiasına dayalı kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla çalışma ücreti taleplerine ilişkindir.
Davacı işçi, iş sözleşmesini … 17. Noterliğinin 24.05.2019 tarihli ihtarnamesiyle, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) alt bendi uyarınca feshettiğini bildirdi. İşçi, ücretinin ödenmemesi nedeniyle yaptığı feshin haklı olduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla çalışma ücreti talep etti.
İşverenin Savunması
Davalı işveren, ücret ödemesinde yalnızca bir defaya mahsus ve kısa süreli bir gecikme yaşandığını savundu. Süreklilik göstermeyen ücret gecikmesinin işçiye haklı fesih hakkı vermeyeceğini ileri sürdü.
İşveren ayrıca;
- Nisan 2019 ücretindeki gecikmenin ekonomik daralma ve alacakların tahsil edilememesinden kaynaklandığını,
- Çalışanlara gecikmenin nedeni hakkında sözlü ve e-posta yoluyla bilgi verildiğini,
- Alacakların tahsil edilmesi üzerine ücretlerin 27.05.2019 tarihinde ödendiğini,
- Davacının asıl amacının başka çalışanlarla ekip kurarak kendi adına çalışmak olduğunu,
- Davacının yıllık izin alacağı bulunmadığını,
- Proje yöneticisi olan davacının çalışma saatlerini kendisinin belirlediğini,
- Fazla çalışmaların sözleşme uyarınca ücrete dâhil olduğunu
belirterek davanın reddini istedi.
İlk Derece Mahkemesinin Kararı
İlk Derece Mahkemesi, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği sonucuna ulaştı.
Mahkeme, davacının önceki aylara ait ücretlerinin ayın başında ödendiğini, Nisan 2019 ücretinin ise kanunda öngörülen 20 günlük süreden sonra yatırıldığını belirledi. Kararın gerekçesinde ücretin 28.05.2019 tarihinde, iş sözleşmesinin feshinden beş gün sonra ödendiği belirtildi.
Bu nedenle davacının kıdem tazminatına hak kazandığı kabul edildi.
Mahkeme ayrıca, dosyaya sunulan izin kayıtları üzerinden davacının kullandığı ispatlanamayan 46 günlük yıllık izni bulunduğunu tespit ederek yıllık izin ücreti talebini kabul etti. Fazla çalışma yapıldığı ise ispatlanamadığından fazla çalışma ücreti talebi reddedildi.
Sonuç olarak dava kısmen kabul edildi.
Bölge Adliye Mahkemesinin Değerlendirmesi
İşveren, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulundu. İstinaf dilekçesinde özellikle ücret gecikmesinin bir defaya mahsus olduğu, işçiye haklı fesih hakkı vermeyeceği ve yıllık izin alacağı hesabının hatalı olduğu ileri sürüldü.
Bölge Adliye Mahkemesi, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde ücretin ödenme zamanına ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığını tespit etti. Banka kayıtlarına göre davacının ücretlerinin normal olarak ayın ilk haftasında ödendiğini belirledi.
Bölge Adliye Mahkemesi kararında, Nisan 2019 ücretinin iş sözleşmesinin feshedildiği 27.05.2019 tarihinde ödendiği ifade edildi. Ücretin geç ödenmesi nedeniyle davacının iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği ve kullandırıldığı ispatlanamayan 46 günlük yıllık izin alacağının bulunduğu kabul edildi.
Bu gerekçelerle işverenin istinaf başvurusu esastan reddedildi.
Yargıtayın Değerlendirmesi
İşveren, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etti. Temyiz başvurusunda, kısa süreli ve bir defaya mahsus ücret gecikmesinin haklı fesih sebebi sayılamayacağı ileri sürüldü.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın işçinin haklı fesih iddiasının ispatı ile kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti taleplerine ilişkin olduğunu belirtti.
Daire; kararın tarafların iddia ve savunmalarına, dosyadaki belgelere, uygulanması gereken hukuk kurallarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve ispat kurallarına uygun olduğunu tespit etti. İşverenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna ulaştı.
Yargıtay kararında, ücret gecikmelerine ilişkin ayrıca ve bağımsız bir içtihat açıklaması yapılmadı; İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin somut olaya ilişkin değerlendirmeleri usul ve kanuna uygun bulundu.
Yargıtayın Kararı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi;
- Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına,
- Temyiz giderlerinin davalı işverene yükletilmesine,
- Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
- Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine iletilmesine
12.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verdi.
Böylece işçinin ücretin geç ödenmesine dayalı haklı feshi ile kıdem tazminatı ve 46 günlük yıllık izin ücreti alacağına ilişkin hükümler kesinleşti. İspatlanamadığı gerekçesiyle reddedilen fazla çalışma ücreti talebi bakımından da hüküm değişmedi.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının iş sözleşmesini … 17. Noterliğinin 24.05.2019 tarihli ihtarnamesi ile 4857 sayılı İş Kanunu‘nun (4857 sayılı Kanun) 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendine göre ücretinin ödenmemesi sebebiyle haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla çalışma ücreti alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; süreklilik arz etmeyen, kısa süreli gecikmelerin işçiye haklı nedenle fesih hakkı verilmeyeceği hususunun Yargıtay uygulaması ile belirlendiğini, davacının izin ücretinin tamamının 30.05.2019 tarihinde ödendiği, davacının proje yöneticisi olarak çalıştığı ve kendi mesaisini kendisinin belirlediğini, davalı Şirkette fazla çalışma yapılmadığını kaldı ki fazla çalışma yapılsa dahi taraflar arasındaki iş sözleşmesinin “Ücret” başlıklı 5 inci maddesine göre 4857 sayılı Kanun’da öngörülen fazla çalışma süresi içerisinde yapılan çalışmaların işçinin ücretine dâhil olduğunu, davacının iş sözleşmesinin 6.3. maddesine göre işverenin yazılı talimatı üzerine fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışma yapabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, Nisan 2019 dönemine ait ücretin iş sözleşmesinin feshinden 5 gün sonra 28.05.2019 tarihinde ödendiği, davacının daha önceki aylara ilişkin ücretlerinin ayın başında ödendiği, dolayısıyla Nisan ayı ücretinin Kanunda öngörülen 20 günlük süreden sonra ödenmesi nedeniyle davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının 46 günlük bakiye izin süresinin olduğu, fazla çalışma ücretinin de ispatlanmaması nedeniyle reddi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının ücretinin ödenmesinde sadece bir kereye mahsus bir gecikme yaşandığını, davacının bu gecikmeyi bahane ederek yaptığı feshin haklı fesih olmadığı, yerleşik Yargıtay uygulamasıyla süreklilik arz etmeyen, kısa süreli gecikmelerin işçiye haklı nedenle fesih hakkı vermeyeceğinin kabul edildiğini, kanunun işçiye ücretinin 20 gün gecikmesi hâlinde, fesih değil ancak iş görme yükümlülüğünden kaçınma hakkı verdiğini, davalı Şirketin ülke çapında yaşanan ekonomik daralma nedeniyle kamu kurumları ve özel firmalardan alacaklarını tahsil edemediğini, bu nedenle 2019 yılının Nisan ayına ait ücretlerin ödenmesinde bir kereye mahsus bir gecikme yaşandığını, çalışanlara hem sözlü olarak hem de gönderilen e-posta ile durumun açıklandığını, davalı Şirketin 27.05.2019 tarihinde alacaklarının bir kısmını tahsil eder etmez aynı gün derhâl ücretleri yatırdığını, hatta bir sonraki ayın ücretini de olası mağduriyetleri gidermek için vaktinden önce yatırdığını, davacının ihtarnamesinin, davalı Şirkete ücretlerin ödendiği gün tebliğ edildiğini, davacı, ücretinin geç ödenmesi nedeniyle değil, davalı Şirkette yaptığı işi kendi kuracağı ekiple kendi adına yapmak için istifa ettiğini, davacının kıdemine göre 370 gün izne hak kazandığını, dosyada mevcut izin formlarına göre 378 gün yıllık izin kullandığı, ayrıca kendisine iş sözleşmesi sonunda 20 günlük izin ücreti ödendiğini, kullandığı ve ücretini aldığı izinlerin toplamı 398 gün olmasına rağmen davacı lehine 46 günlük yıllık izin ücretine hükmedildiğini, bu konuda bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların Mahkemece dikkate alınmadığı, yıllık izin alacağı bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinde ücretin ödenme zamanı ile ilgili hüküm bulunmadığı, banka kayıtlarına göre davacının aylık ücretinin ayın ilk haftası içinde ödendiği, davacının 2019 yılı Nisan ayına ilişkin ücret ödemesinin iş sözleşmesinin feshedildiği 27.05.2019 tarihinde yapıldığı, Nisan ayı ücretinin geç ödenmesi nedeniyle davacının iş sözleşmesinin feshinde haklı olduğu, davalı tarafça dosyaya sunulan yıllık izin formlarının incelenmesi neticesinde davacıya kullandırıldığı ispat edilemeyen bakiye 46 gün yıllık izninin olduğu yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararının da yerinde olduğu tespiti gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekilince temyiz dilekçesinde; 4857 sayılı Kanun’da işçinin haklı nedenle fesih sebeplerinin sınırlı sayıda belirlendiği ve bu nedenler arasında, işçinin ücretinin geç ödenmesi hâlinin olmadığı, yerleşik Yargıtay içtihatları ile süreklilik arz etmeyen, kısa süreli gecikmelerin işçiye haklı nedenle fesih hakkı vermeyeceği, bu durumun dürüstlük kuralına aykırılık arzettiği, davacının asıl niyetinin aynı anda işten ayrılan 5 kişiyle birlikte ekip kurarak müvekkili Şirketin müşterileriyle doğrudan çalışmak olduğu, bu nedenle kıdem tazminatı ile yıllık izin alacağının reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, işçi tarafından haklı fesih iddiasının ispatı ile kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4857 sayılı Kanun’un 24, 32, 59 ve 120 nci maddeleri, mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14 üncü maddesi. (14. madde halen yürürlüktedir. www.alomaliye.com)
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
FAQ – Sık Sorulan Sorular
Ücretin geç ödenmesi bu davada haklı fesih nedeni sayıldı mı? Evet. İlk Derece Mahkemesi, Nisan 2019 ücretinin kanunda öngörülen 20 günlük süreden sonra ödenmesini haklı fesih nedeni olarak kabul etti. Bölge Adliye Mahkemesi bu değerlendirmeyi uygun buldu, Yargıtay da kararı onadı.
İşveren ücretin neden geç ödendiğini nasıl açıkladı? İşveren, ekonomik daralma nedeniyle kamu kurumları ve özel firmalardan olan alacaklarını zamanında tahsil edemediğini, ücret ödemesindeki gecikmenin bir defaya mahsus olduğunu savundu.
Bir defaya mahsus ücret gecikmesi haklı fesih için yeterli midir? İşveren, bir defaya mahsus ve kısa süreli gecikmenin haklı fesih hakkı vermeyeceğini ileri sürdü. Ancak somut olayda ücretin 20 günlük süreden sonra ödenmesi ve işyerindeki önceki ödeme düzeni dikkate alınarak işçinin feshi haklı bulundu. Yargıtay, işverenin bu konudaki temyiz itirazını kararın bozulması için yeterli görmedi.
Karar her ücret gecikmesinin otomatik olarak haklı fesih sayılacağı anlamına gelir mi? Kararda bu yönde genel ve bağımsız bir ilke oluşturulmadı. Yargıtay, somut olaydaki belge ve tespitlere dayanan Bölge Adliye Mahkemesi kararını usul ve kanuna uygun bularak onadı.
Ücret iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte ödenmiş miydi? Karar metnindeki tarihler farklı şekilde aktarılmıştır. İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde ödemenin 28.05.2019 tarihinde ve fesihten beş gün sonra yapıldığı belirtilirken, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde ücretin 27.05.2019 tarihinde, iş sözleşmesinin feshedildiği gün ödendiği ifade edilmiştir.
Ücretin sonradan ödenmesi haklı fesih sonucunu değiştirdi mi? Hayır. Ücretin fesih sürecinde ödenmiş olması, somut olayda mahkemelerin işçinin haklı fesih yaptığı yönündeki değerlendirmesini değiştirmedi.
İşçi kıdem tazminatına hak kazandı mı? Evet. İş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle feshedildiği kabul edildiğinden kıdem tazminatı talebi kabul edildi.
İşçinin yıllık izin alacağı ne kadardı? Mahkemeler, işveren tarafından kullandırıldığı ispatlanamayan 46 günlük yıllık izin bulunduğunu kabul ederek bu süreye ilişkin izin ücretine hükmetti.
Fazla çalışma ücreti talebi kabul edildi mi? Hayır. Davacının fazla çalışma yaptığı ispatlanamadığından fazla çalışma ücreti talebi reddedildi.
Yargıtay kararının sonucu nedir? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işverenin temyiz itirazlarını reddederek Bölge Adliye Mahkemesi kararını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca oy birliğiyle onadı.