Mevzuatın Adı: Anayasa Mahkemesinin 13/5/2026 Tarihli ve E: 2025/246, K: 2026/108 Sayılı Kararı
06 Ağustos 2024 Tarihli Resmi Gazete
Sayı: 33332
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2025/246
Karar Sayısı : 2026/108
Karar Tarihi : 13/5/2026
ÖZET:
Anayasa Mahkemesi, yargılama sırasında dava değerinin dilekçede bildirilenden yüksek olduğunun anlaşılması hâlinde eksik peşin harç tamamlanıncaya kadar davaya devam edilmemesini Anayasa’ya uygun buldu.
Anayasa Mahkemesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinde yer alan ve yargılama sırasında belirlenen dava değerine ait eksik peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam edilemeyeceğini öngören düzenlemeyi Anayasa’ya uygun buldu.
SONGMICS Ofis sandalyesi, çalışma masası sandalyesi, müdür koltuğuYüksekliği ayarlanabilir, ev ofisi, çalışma odası, krem beyazı, kamel kahverengisiAmazon'da İncele
Pelonis Ofis Tipi Uzaktan Kumandalı Vantilatör 36dB Sessiz Çalışma60-111cm Ayarlanabilir Yükseklik Dikey ve Yatay Eksende SalınımAmazon'da İncele
Lenovo LOQ 15ARP10E NotebookNVIDIA GeForce RTX 4050 6GB GDDR6 65W | AMD Ryzen 7 7735HS | 16GB DDR5 RAM | 512GB NVMe M2 SSD | FreeDOSAmazon'da İncele
Günlük Tarihsiz Spiralli PlanlayıcıA5 Boyutu 120 YaprakAmazon'da İncele
Pelonis Masa Fanı, 38dB Sessiz Çalışma 100° Dikey Hareket3 Kademeli Güç Seçeneği SiyahAmazon'da İncele
Apple iPhone 17 Pro 512 GBProMotion teknolojisine sahip 6.3 inç ekran, A19 Pro Çip, Çığır Açıcı Pil Ömrü, Center Stage Ön Kamera özellikli Pro Fusion Kamera Sistemi; Kozmik TuruncuAmazon'da İncele
Amazon Associate #reklam
Ankara 73. İş Mahkemesinin yaptığı itiraz başvurusu, Anayasa Mahkemesi tarafından oybirliğiyle reddedildi. Böylece Harçlar Kanunu’nun itiraz konusu hükümleri yürürlükte kaldı.
Başvuru İşçilik Alacağı Davasından Kaynaklandı
Ankara 73. İş Mahkemesi, işçilik alacağından kaynaklanan bir davada 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesindeki bazı ifadelerin Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatine vardı.
Mahkeme, maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde bulunan şu ibarelerin iptalini istedi:
- “Muhakeme sırasında…”
- “…yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar…”
İtiraz konusu düzenlemeye göre yargılama sırasında belirlenen değerin dava dilekçesinde gösterilen değerden yüksek olduğunun anlaşılması hâlinde yalnızca o duruşma için yargılamaya devam ediliyor. Eksik değer üzerinden hesaplanan peşin karar ve ilam harcı bir sonraki duruşmaya kadar tamamlanmazsa davaya devam edilemiyor.
Başvuran Mahkemenin İptal Gerekçeleri
Ankara 73. İş Mahkemesi, eksik harcın davanın esası hakkında karar verilmeden tamamlanmasının zorunlu tutulmasının hukuki belirlilik ilkesiyle bağdaşmadığını ileri sürdü.
Başvuruda ayrıca şu gerekçelere yer verildi:
- Eksik harcın yatırılmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılması, adalete erişim hakkını orantısız biçimde sınırlandırabilir.
- Harcın tamamlanması için duruşmanın ertelenmesi yargılamanın uzamasına ve alacaklının alacağına geç ulaşmasına neden olabilir.
- Uzun süren yargılama sonucunda davanın reddedilmesi hâlinde iade edilecek nispi harç değer kaybedebilir.
Bu gerekçelerle düzenlemenin Anayasa’nın 2., 5., 13., 35., 36., 40. ve 141. maddelerine aykırı olduğu ileri sürüldü.
AYM Mahkemeye Erişim Hakkını İnceledi
Anayasa Mahkemesi, dava değerinin dilekçede belirtilen değerden yüksek olduğunun anlaşılması üzerine eksik harç tamamlanıncaya kadar yargılamaya devam edilmemesinin mahkemeye erişim hakkını sınırladığını kabul etti.
AYM, temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların kanuna dayanması, meşru bir amaç taşıması ve ölçülü olması gerektiğini belirtti. İnceleme bu kapsamda kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük yönlerinden yapıldı.
Düzenleme Açık Ve Öngörülebilir Bulundu
AYM, eksik harç tamamlanmadıkça davaya devam edilemeyeceğinin ve harcın ödenmemesinin hukuki sonuçlarının kanunda açık biçimde düzenlendiğini belirtti.
Kararda, kuralların kişiler açısından herhangi bir duraksamaya yol açmayacak kadar açık ve öngörülebilir olduğu sonucuna ulaşıldı. Bu nedenle mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın kanunilik şartını karşıladığına hükmedildi.
Yargının Sağlıklı İşlemesi Meşru Amaç Sayıldı
Anayasa Mahkemesi, karar ve ilam harcının yargı mercilerine gereksiz talepler yöneltilmesini önleme işlevinin bulunduğunu kaydetti.
Eksik peşin harcın tamamlanmasının davaya devam etme şartı olarak düzenlenmesinin adalet hizmetinin sağlıklı biçimde işlemesini sağlamaya yönelik meşru bir amaca dayandığı kabul edildi.
AYM ayrıca Anayasa’nın 141. maddesinde davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olarak düzenlendiğini hatırlattı.
Harcın Sonradan Alınması Seçeneği Değerlendirildi
Kararda, eksik harcın hemen alınması yerine tahsilatın yargılamanın sonuna bırakılmasının mahkemeye erişim hakkına daha hafif bir müdahale oluşturabileceği belirtildi.
Bununla birlikte AYM, karar ve ilam harcının dörtte birinin peşin alınmasının gereksiz ve temelsiz davaları önleme amacı taşıdığını ifade etti. Eksik harcın hemen tahsil edilmemesinin bu caydırıcı işlevi zayıflatabileceği değerlendirildi.
Bu nedenle kanun koyucunun daha hafif bir yöntemi tercih etmemesinin takdir yetkisinin sınırlarını aşmadığı sonucuna varıldı.
Düzenleme Orantılı Bulundu
Anayasa Mahkemesi, mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın davacıya aşırı ve katlanılamaz bir külfet yükleyip yüklemediğini de inceledi.
AYM’nin orantılılık değerlendirmesinde şu hususlar dikkate alındı:
- Nispi karar ve ilam harcının yalnızca dörtte biri peşin olarak alınıyor.
- Yargı harçlarının oran ve miktarlarının makul olmadığı söylenemiyor.
- Ödeme gücü yetersiz kişiler için Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334 ila 340. maddelerinde adli yardım sistemi bulunuyor.
- Eksik harcın tamamlanması için bir sonraki duruşmaya kadar süre tanınıyor.
- Davanın sonucuna bağlı olarak davacının ödediği yargı harçlarını geri alabilmesi mümkün bulunuyor.
Mahkeme, bu güvenceler birlikte değerlendirildiğinde düzenlemenin davacılara katlanamayacakları bir mali külfet yüklemediğine karar verdi.
Dosya İşlemden Kaldırılsa Da Davaya Devam Edilebiliyor
Eksik harcın süresinde ödenmemesi durumunda davaya devam edilemiyor ve dosya işlemden kaldırılabiliyor.
AYM, dosyanın işlemden kaldırılması hâlinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150. maddesinde belirtilen süre içinde eksik harcın ödenerek davaya devam edilmesinin mümkün olduğunu belirtti.
Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinde mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 409. maddesine yapılan atıf da Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447. maddesi gereğince HMK’nin 150. maddesine yapılmış sayılıyor.
AYM İptal Talebini Oybirliğiyle Reddetti
Anayasa Mahkemesi, Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinde bulunan itiraz konusu kuralların mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale oluşturmadığı sonucuna ulaştı.
Düzenlemelerin Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine 13 Mayıs 2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Anayasa’nın 2., 35., 40. ve 141. maddeleri yönünden ileri sürülen hususların, 13. ve 36. maddeler kapsamında değerlendirildiği belirtilerek bu maddeler yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmedi.
Kararın Sonucu
AYM’nin ret kararı nedeniyle Harçlar Kanunu’nun 30. maddesindeki uygulamada bir değişiklik meydana gelmedi.
Yargılama sırasında tespit edilen dava değerinin dava dilekçesinde gösterilen değerden yüksek olduğunun anlaşılması hâlinde:
- Yargılamaya yalnızca o duruşma için devam edilebilecek.
- Eksik değer üzerinden hesaplanan peşin karar ve ilam harcının bir sonraki duruşmaya kadar tamamlanması gerekecek.
- Eksik harç tamamlanmadıkça davaya devam edilemeyecek.
- Dosya işlemden kaldırılırsa HMK’nin 150. maddesindeki süre içinde eksik harç ödenerek davaya devam edilebilecek.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN:Ankara 73. İş Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Muhakeme sırasında…” ve “…yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar…” ibarelerinin Anayasa’nın 2., 5., 13., 35., 36., 40. ve 141. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY:İşçilik alacağından kaynaklanan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 30. maddesi şöyledir:
“Noksan tesbit edilen değer üzerinden harcın ödenmesi:
Madde 30- Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.”
II. İLK İNCELEME
1.Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nınkatılımlarıyla 26/11/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Burcu TAŞYAPAN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. 492 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasında yargı işlemlerinden anılan Kanun’a ekli (1) Sayılı Tarife’de yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu hükme bağlanmıştır.
4. Kanun’un 11. maddesinde genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca konu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle yükümlü olduğu, 15. maddesinde yargı harçlarının anılan Tarife’de yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nevi ve mahiyetine göre ise maktu esas üzerinden alınacağı öngörülmüştür.
5. 16. maddede değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde Tarife’de yazılı değerlerin esas olduğu, değer tayini mümkün olan hâllerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiş; noksan tespit edilen değerler hakkında 30. maddenin uygulanacağı ifade edilmiştir. 28. maddede de Tarife’de yazılı karar ve ilam harçlarının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceği hükme bağlanmıştır. Kanun’a ekli (1) Sayılı Tarife’nin “(A) Mahkeme Harçları:” başlıklı bölümünün “III – Karar ve ilam harcı:” başlıklı kısmının (1) numaralı fıkrasında düzenlenen nispi karar ve ilam harcının en yüksek oranı binde 68,31 olarak belirlenmiştir.
6. Kanun’un 30. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde ise muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğunun anlaşılması hâlinde yalnız o celse için muhakemeye devam olunacağı, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmayacağı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu cümlede yer alan “Muhakeme sırasında…” ve “…yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar…” ibareleri itiraz konusu kuralları oluşturmaktadır. Anılan fıkranın ikinci cümlesinde de mülga 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulmasının noksan olan harcın ödenmesine bağlı olduğu düzenlenmiştir.
7. Mülga 1086 sayılı Kanun’un 409. maddesinde dosyanın işlemden kaldırılması, yenilenmesi ve davanın açılmamış sayılmasına ilişkin hususların düzenlendiği görülmektedir. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca 492 sayılı Kanun’un 30. maddesinde mülga 1086 sayılı Kanun’un 409. maddesine yapılan atfın anılan hükme karşılık gelen 6100 sayılı Kanun’un “Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması” başlıklı 150. maddesine yapıldığı anlaşılmaktadır.
8. Bu itibarla kurallar uyarınca değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde dava dilekçesindeki değerin tespit olunan değerden az olduğunun anlaşılması durumunda yalnızca o celse için yargılamaya devam edilecektir. Bir sonraki celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam edilmesi mümkün değildir.
B. İtirazın Gerekçesi
9. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kurallarla davanın esası hakkında karar verilmeksizin harcın ikmal edilmek zorunda bırakılmasının hukuki belirlilik ilkesini ihlal ettiği, tamamlama harcının yatırılmaması hâlinde dosyanın işlemden kaldırılacağının öngörülmesinin adalete erişim hakkına orantısız bir sınırlama getirdiği, harcın tamamlanması için duruşmanın ertelenmesine karar verilmesinin ise yargılamanın uzamasına ve bu suretle alacaklının alacağına kavuşamamasına neden olacağı, uzun süren yargılama sonunda davanın reddi hâlinde karar kesinleşince iade edilecek nispi harcın da değer kaybedebileceği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 5., 13., 35., 36., 40. ve 141. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
10. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilmektedir. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, § 28).
11. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını da kapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2021/20, K.2022/84, 30/6/2022, § 10).
12. Yargılama sırasında dava değerinin dava dilekçesinde belirtilenden fazla olduğunun anlaşılması hâlinde yalnızca o celse için yargılamaya devam edileceğini ve takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmayacağını öngören itiraz konusu kuralların mahkemeye erişim hakkını sınırladığı açıktır.
13. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre mahkemeye erişim hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, ayrıca Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.
14. Bu kapsamda anılan hakkı sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli ve öngörülebilir nitelikte olması gerekir.
15. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
16. Kurallara göre noksan dava değeri üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam edilmesi mümkün değildir. Bu itibarla yargı harçları ve bu harçların ödenmemesi durumunda doğacak hukuki sonucun herhangi bir duraksamaya neden olmayacak şekilde açık ve net olarak düzenlendiği dikkate alındığında kuralların kanunilik şartını sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
17. Anayasa’nın 36. maddesinde mahkemeye erişim hakkı için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler, özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebilir.
18. Anayasa’nın 141. maddesinin dördüncü fıkrasında “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” denilmektedir. Yargı mercilerinin makul olmayan bir iş yüküyle karşı karşıya kalmaları hâlinde anılan görevi yerine getirmeleri güçleşebilecektir. Bu bağlamda kanun koyucu yargı mercilerinin gereksiz bir iş yüküyle karşılaşmasını engelleyecek nitelikte düzenlemeler öngörebilir (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. AYM, E.2022/61, K.2022/101, 8/9/2022, § 32).
19. 492 sayılı Kanun’un gerekçesinde harç, kişilerin özel menfaatlerine ilişkin olarak kamu kurumları ve hizmetlerinden faydalanmaları karşılığında yaptıkları ödemeler şeklinde tanımlanmıştır. Bununla birlikte karar ve ilam harcının yargı mercilerine gereksiz talepler yöneltilmesini engelleme işlevine de sahip olduğu açıktır (AYM, E.2024/6, K.2024/204, 4/12/2024, § 27).
20. Bu itibarla davaya devam edilebilmesini bir sonraki celseye kadar noksan dava değeri üzerinden peşin karar ve ilam harcının tamamlanması şartına bağlayan kuralların adalet hizmetinin sağlıklı şekilde işlemesini sağlamaya yönelik meşru bir amacının bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
21. Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca mahkemeye erişim hakkına getirilecek sınırlamaların ölçülü olması gerekir. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın amaca ulaşmaya elverişli olmasını, gereklilik amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
22. Noksan harcın ödenmemesi durumunda davaya devam edilmemesinin anılan harcın işlevinin gerçekleşmesine katkı sunacağı kuşkusuzdur.
23. Diğer yandan vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklere yönelik politikanın belirlenmesi ve uygulanması bakımından kamu makamları geniş bir takdir yetkisine sahiptir (Ömer Tuncer [1.B.], B. No: 2016/72712, 8/9/2020, § 46). Bu bağlamda yargı harçlarının ödenme zamanı ile ödenmemesi durumunda doğacak hukuki sonucun belirlenmesi kanun koyucunun takdirindedir (AYM, E.2024/6, K.2024/204, 4/12/2024, § 49).
24. Ayrıca noksan harcın ödenmesinin yargılamaya devam edebilme şartı olarak öngörülmesi yerine eksik ödendiği anlaşılan harcın tahsilinin yargılamanın sonlanmasına kadar ötelenmesinin de başvurulabilecek ve mahkemeye erişim hakkına daha hafif müdahale oluşturan bir yöntem ve araç olduğu kuşkusuzdur. Ancak kanun koyucunun daha hafif müdahale oluşturan bir aracı seçme yükümlülüğü altında olduğunun söylenebilmesi için söz konusu aracın, öngörülen meşru amaca ulaşılmasını sağlaması gerekmektedir. Daha hafif müdahale oluşturan aracın, hedeflenen amaca ulaşılmasını sağlamayabileceği hususunda makul kuşkuların bulunması hâlinde kanun koyucunun daha hafif müdahale oluşturan aracı seçme yükümlülüğü söz konusu olmaz. Karar ve ilam harcının dörtte birinin peşin alınmasının amacı gereksiz ve temelsiz davaların açılmasını önlemek olup anılan harcın dörtte birinin peşin ödenecek olması kişiyi dava açma hususunda daha dikkatli davranmaya itebilir ve gereksiz yere dava açmaktan caydırabilir. Eksik karar ve ilam harcının hemen tahsil edilmemesi ise söz konusu harcın gereksiz davaların açılması bakımından caydırıcılığı sağlama fonksiyonunu zayıflatabilecektir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkına daha hafif bir müdahale teşkil etmekle birlikte harcın gereksiz yere dava açmaktan caydırma fonksiyonunu zayıflatan söz konusu yöntemi tercih etmeyen kanun koyucunun, takdir yetkisinin sınırlarının dışına taştığının kabulü mümkün görülmemiştir.
25. Bu itibarla bir sonraki celseye kadar noksan dava değeri üzerinden peşin karar ve ilam harcının tamamlanmaması hâlinde davaya devam edilmeyeceğini öngören kuralların anılan meşru amaca ulaşma bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
26. Bununla birlikte orantılılık alt ilkesi gereğince kuralların davacıya aşırı bir külfet yüklememesi gerekir. Başka bir ifadeyle kurallarda mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlama ile söz konusu meşru amaç arasında makul bir dengenin sağlanması gerekmektedir.
27. Kanun koyucunun yargı hizmetlerinin sunulması karşılığında harç alınmasına yönelik düzenleme yapma yetkisi bulunmakla birlikte yargı harçlarının mahkemeye erişim hakkı üzerindeki etkileri dikkate alınmak suretiyle bu harçların miktarının makul düzeyde belirlenmesi ve ödeme gücü bulunmayanlar yönünden etkili bir adli yardım sisteminin öngörülmesi gerekir (AYM, E.2011/54, K.2011/142, 20/10/2011).
28. Bu bağlamda 492 sayılı Kanun’a ekli (1) Sayılı Tarife’de yargı harçlarının miktar ve oranlarının makul şekilde belirlenmediği söylenemez. Ayrıca 6100 sayılı Kanun’un 334 ila 340. maddelerinde yargı harcı ödemekle yükümlü kişinin ekonomik gücünün zayıf olması hâlinde işletilebilecek adli yardım sistemi de öngörülmüştür (AYM, E.2024/6, K.2024/204, 4/12/2024, § 52).
29. Kurallar uyarınca noksan harcın bir sonraki celseye kadar tamamlanması öngörülerek davacılara söz konusu harcın tamamlanması için makul bir süre de tanındığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan davanın sonucuna bağlı olarak davacının yargı harçları kapsamında ödediği tutarı geri alabilmesinin mümkün olduğu da açıktır.
30. Buna göre karar ve ilam harcı oranı ve miktarının makul düzeyde belirlendiği, anılan Tarife’ye göre hesaplanan nispi karar ve ilam harcının yalnızca dörtte birinin peşin ödenmesinin öngörüldüğü ve ödeme gücü zayıf kişiler yönünden uygulanabilecek adli yardım sisteminin bulunduğu gözetildiğinde adalet hizmetinin sağlıklı şekilde işlemesine hizmet eden kuralların anılan hizmetten yararlanacak kişilere katlanamayacakları bir külfet yüklediği söylenemez.
31. Ayrıca bir sonraki celseye kadar noksan dava değeri üzerinden peşin karar ve ilam harcının ödenmemesi nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılması hâlinde de 6100 sayılı Kanun’un 150. maddesinde öngörülen süre içinde noksan harcın ödenmesi suretiyle davaya devam edilebilmesi mümkündür.
32. Bu itibarla muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğunun anlaşılması hâlinde yalnız o celse için muhakemeye devam olunacağını, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmayacağını öngören kuralların mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahalede bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2024/6, K.2024/204, 4/12/2024, § 57; AYM, E.2018/150, K.2019/79, 16/10/2019, § 18) .
33. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralların Anayasa’nın 2., 35., 40. ve 141. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 36. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2., 35., 40. ve 141. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Muhakeme sırasında…” ve “…yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar…” ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE 13/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
| Başkanvekili: Basri BAĞCI |
Başkanvekili: İrfan FİDAN |
Üye: Engin YILDIRIM |
| Üye: Rıdvan GÜLEÇ |
Üye: Yusuf Şevki HAKYEMEZ |
Üye: Yıldız SEFERİNOĞLU |
| Üye: Selahaddin MENTEŞ |
Üye: Kenan YAŞAR |
Üye: Muhterem İNCE |
| Üye: Yılmaz AKÇİL |
Üye: Ömer ÇINAR |
Üye: Metin KIRATLI |
| Üye: Şaban KAZDAL |
|
|
FAQ – Sık Sorulan Sorular
AYM Eksik Dava Harcı Düzenlemesini İptal Etti Mi? Hayır. Anayasa Mahkemesi, Harçlar Kanunu’nun 30. maddesindeki itiraz konusu ifadeleri Anayasa’ya uygun buldu ve iptal talebini oybirliğiyle reddetti.
Karar Hangi Davadan Kaynaklandı? İtiraz başvurusu, Ankara 73. İş Mahkemesinde görülen işçilik alacağından kaynaklanan bir dava nedeniyle yapıldı.
Eksik Dava Harcı Ne Zaman Tamamlanmalıdır? Yargılama sırasında tespit edilen dava değerinin dilekçede gösterilen değerden yüksek olduğunun anlaşılması hâlinde eksik değer üzerinden hesaplanan peşin karar ve ilam harcı takip eden duruşmaya kadar tamamlanmalıdır.
Eksik Harç Ödenmezse Davaya Devam Edilir Mi? Hayır. Harçlar Kanunu’nun 30. maddesine göre eksik peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam edilemez.
Dosya İşlemden Kaldırılırsa Dava Tamamen Sona Erer Mi? Dosyanın işlemden kaldırılması davayı kendiliğinden hemen sona erdirmez. HMK’nin 150. maddesinde öngörülen süre içinde eksik harcın ödenmesi ve dosyanın yenilenmesiyle davaya devam edilmesi mümkündür.
Ödeme Gücü Olmayanlar İçin Bir Düzenleme Var Mı? Evet. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334 ila 340. maddelerinde, gerekli şartları taşıyan kişiler için adli yardım sistemi düzenlenmiştir.