T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Ankara Defterdarlığı
Gelir Kanunları Usul Grup Müdürlüğü
Sayı: E-27575268-105[2025-1808]-161290
Tarih: 13.03.2026
Konu: Tahsil edilemeyen alacakların değersiz alacak olarak kaydı hk.
ÖZET:
Gelir İdaresi Başkanlığı, tahsil edilemeyen ticari alacakların Vergi Usul Kanunu’nun 322’nci maddesi kapsamında değersiz alacak olarak gider yazılabilmesi için yalnızca iflas kararının yeterli olmadığını, tahsil imkânının kalmadığını gösteren iflasın kapanması kararı veya iflas idaresi/dairesi belgesi gerektiğini açıkladı.
Özelgenin Konusu
Ankara Defterdarlığı tarafından verilen 13.03.2026 tarihli özelgede, bir şirketin ticari alacağı bulunan mükellef hakkında iflas kararı verilmesi ve kararın kesinleşmesi sonrasında, tahsil edilemeyen alacak kısmının değersiz alacak olarak kayıtlara alınıp alınamayacağı değerlendirilmiştir.
Başvurunun Özeti
Özelge talep eden şirket;
- ticari alacağının bulunduğu mükellef hakkında iflas kararı verildiğini,
- iflas kararının kesinleştiğini,
- iflas masasınca yapılan tasfiye işlemlerinden sonra alacağının bir kısmını tahsil edemediğini,
- tahsil edilemeyen kısmın Vergi Usul Kanunu’nun 322’nci maddesi kapsamında değersiz alacak olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini
Gelir İdaresi’ne sormuştur.
İlgili Mevzuat: VUK 322. Madde
Vergi Usul Kanunu’nun 322’nci maddesine göre;
- kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkân kalmayan alacaklar değersiz alacak sayılır,
- değersiz alacaklar bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybeder,
- bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerde mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilir,
- işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerde ise gider kaydedilir.
Değersiz Alacak Sayılmanın Temel Şartları
Özelgeye göre bir alacağın değersiz alacak olarak kabul edilebilmesi için şu şartların varlığı aranır:
- Alacağın tahsiline artık imkân kalmamış olmalıdır.
- Alacağın değeri fiilen sıfıra inmiş olmalıdır.
- Tahsil imkânsızlığı objektif ve inandırıcı belgelerle ortaya konulmalıdır.
- Alacağın ciddi şekilde takip edildiği ispatlanmalıdır.
- Bu durum kazai bir hüküm veya kanaat verici bir vesika ile tevsik edilmelidir.
Kazai Hüküm Ne Anlama Gelir?
Özelgede, kazai hükümden anlaşılması gereken hususlar da açıklanmıştır.
Buna göre kazai hüküm;
- alacağın tahsili için kanun yollarına başvurulması,
- icra takibi yapılması,
- bu başvuru ve takipler sonucunda alacağın ödenmeyeceğine hâkim tarafından hükmedilmesi
şeklinde ortaya çıkan yargısal kararı ifade eder.
Kanaat Verici Vesika Örnekleri
Özelgede, değersiz alacak uygulamasında kanaat verici vesika sayılabilecek bazı belgeler örnek olarak belirtilmiştir.
Bunlar arasında özellikle şunlar öne çıkmaktadır:
- borçlunun mal varlığı bırakmadan ölmesi,
- borçlu hakkında gaiplik kararı verilmesi ve mirasçıların mirası reddetmesi,
- borçlu aleyhine açılan davanın borçlu lehine sonuçlanması,
- mahkeme huzurunda alacaktan vazgeçildiğine ilişkin belgeler,
- alacaktan vazgeçildiğine dair konkordato anlaşması,
- borçlunun dolandırıcılıktan mahkûm olması ve mal varlığı bulunmadığını gösteren resmi belgeler,
- borçlunun adresinin tespit edilememesi nedeniyle icra takip dosyasının kaldırıldığını gösteren icra müdürlüğü yazısı,
- belli ve inandırıcı sebeplerle alacaktan vazgeçildiğini gösteren anlaşmalar,
- ticaret mahkemesince verilen iflas kararı sonrasında iflas masasınca tasfiye yapılması ve iflasın kapanmasına ilişkin belgeler.
Alacaktan Tek Taraflı Vazgeçme Yeterli Değil
Özelgede önemli bir ayrım yapılmıştır.
Alacaklının tek taraflı irade beyanıyla alacağından vazgeçmesi, alacağın değersiz alacak olarak zarar yazılması için yeterli değildir.
Bu nedenle, “tahsil edemedim” veya “alacağımdan vazgeçtim” şeklindeki tek taraflı beyanlar, VUK 322 kapsamında doğrudan değersiz alacak kaydı yapılmasını sağlamaz.
İflas Kararı Değersiz Alacak İçin Tek Başına Yeterli Mi?
Özelgenin en önemli sonucu bu noktadadır.
Gelir İdaresi’ne göre, borçlu şirket hakkında mahkemece iflas kararı verilmiş olması ve iflasın açılmış bulunması, alacağın değersiz alacak olarak kaydedilmesi için tek başına yeterli değildir.
Çünkü iflas süreci, tüm alacaklıların iflas masası üzerinden eşit şekilde işleme tabi tutulduğu külli bir takip yoludur. Bu süreçte alacaklılar bireysel icra takibi yapamaz; alacaklarını iflas masasına kaydettirir.
Ne Zaman Değersiz Alacak Yazılabilir?
Özelgeye göre iflas sürecinde bir alacağın değersiz alacak yazılabilmesi için;
- iflas idaresi veya iflas dairesi tarafından tasfiye işlemlerinin yapılması,
- tasfiye sonucunda alacağın tahsil kabiliyetinin kalmadığının anlaşılması,
- tahsil edilemeyen bakiye tutarın belirlenmesi,
- mahkemenin iflasın kapanmasına ilişkin kararının bulunması veya
- iflasın kapanmasına yönelik olarak iflas idaresinden/dairesinden belge alınması
gerekmektedir.
Bu belgeler temin edildiği yıl, tahsil edilemeyen alacak tutarı değersiz alacak olarak kayıtlara alınabilir.
Hangi Yılda Zarar Yazılır?
Özelgede ayrıca zamanlama bakımından önemli bir açıklama yapılmıştır.
Değersiz alacak kaydı, alacağın değersiz hale geldiğini gösteren kazai hüküm veya kanaat verici belgenin ilgili olduğu yılda yapılmalıdır.
Başka bir ifadeyle;
- zarar yazılması gereken yıldan önce,
- ya da sonraki yıllarda
değersiz alacak kaydı yapılması mümkün değildir.
Bu nedenle belge tarihi ve alacağın değersiz hale geldiği dönem doğru belirlenmelidir.
Somut Olayda Gelir İdaresi’nin Sonucu
Somut olayda, borçlu hakkında iflas kararı verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Ayrıca iflas masasınca tasfiye işlemleri yapıldıktan sonra alacağın bir kısmının tahsil edilemediği belirtilmiştir.
Ancak özelgede, iflasın kapandığına dair mevcut bir mahkeme kararının bulunmadığı ifade edilmiştir.
Bu nedenle Gelir İdaresi, tahsil kabiliyeti kalmadığı belirtilen tutarın mevcut durumda değersiz alacak olarak hesaplara intikal ettirilmesinin mümkün olmadığı görüşünü vermiştir.
Detaylı Özet
- Özelge, iflas eden borçludan tahsil edilemeyen ticari alacağın değersiz alacak yazılıp yazılamayacağına ilişkindir.
- Başvuruda, borçlu hakkında iflas kararı verildiği ve kararın kesinleştiği belirtilmiştir.
- Başvurucu şirket, iflas masasınca yapılan tasfiye işlemlerinden sonra alacağının bir kısmını tahsil edemediğini ifade etmiştir.
- Gelir İdaresi, konuyu Vergi Usul Kanunu’nun 322’nci maddesi kapsamında değerlendirmiştir.
- VUK 322’ye göre, tahsiline artık imkân kalmayan alacaklar değersiz alacak sayılır.
- Ancak tahsil imkânsızlığının kazai bir hüküm veya kanaat verici bir vesika ile ispatlanması gerekir.
- Sadece borçlu hakkında iflas kararı verilmesi, alacağın değersiz hale geldiğini göstermeye yetmez.
- İflas sürecinde alacaklılar bireysel takip yapamaz; alacaklarını iflas masasına kaydettirir.
- Değersiz alacak kaydı için iflas tasfiyesi sonucunda tahsil edilemeyen tutarın kesinleşmesi gerekir.
- Bu kesinleşme, iflasın kapanmasına ilişkin mahkeme kararı veya iflas idaresi/dairesinden alınacak belgelerle ortaya konulmalıdır.
- Belgeler hangi yılda temin edilmişse, değersiz alacak kaydı o yıl yapılmalıdır.
- Somut olayda iflasın kapanmasına dair mahkeme kararı bulunmadığından, tahsil edilemeyen tutarın değersiz alacak olarak kaydedilmesi mümkün görülmemiştir.
Özetle;
- İflas kararı, alacağın şüpheli hale geldiğini gösterebilir; ancak değersiz hale geldiğini tek başına ispatlamaz.
- Değersiz alacak uygulamasında en kritik unsur, tahsil imkânının tamamen ortadan kalktığının belgelendirilmesidir.
- İflas masasından hiç veya kısmen tahsilat yapılamaması durumunda dahi, iflas kapanmadan değersiz alacak kaydı yapılması risklidir.
- Yanlış dönemde değersiz alacak yazılması, vergi incelemelerinde eleştiri konusu olabilir.
- Mükelleflerin iflas dosyasını, iflas idaresi yazılarını ve mahkeme kararlarını dikkatle takip etmesi gerekir.
İlgi:
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden; şirketinizin ticari alacağının bulunduğu mükellef hakkında iflas kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, iflas masasınca yapılan tasfiye işlemlerinden sonra alacağınızın bir kısmının tahsil edilemediği belirtilerek, alacağınızın tahsil edilemeyen kısmının kesinleşmiş iflas kararına istinaden 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesi kapsamında değersiz alacak olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunda Defterdarlığımız görüşünü talep ettiğiniz anlaşılmaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesinde, “Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmıyan alacaklar değersiz alacaktır.
Değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilirler.
İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin bu madde hükmüne giren değersiz alacakları, gider kaydedilmek suretiyle yok edilirler.” hükümleri yer almaktadır.
Bu bağlamda, bir alacağın değersiz alacak olarak değerlendirilebilmesi için kazai bir hükme veya kanaat verici bir belgeye göre tahsiline imkan kalmadığının ispatı gerekmekte olup, bahse konu madde uygulamasında esas itibariyle, kaybedilmiş, tahsiline artık imkan kalmamış, değeri sıfıra inmiş alacaklar değersiz alacaklar kapsamında değerlendirilmektedir. Alacağın tahsil güçlüğünün objektif ve inandırıcı belgelerle ortaya konması, değersiz alacak uygulaması bakımından önem taşıdığından, Kanun koyucu tarafından, değersiz hale geldiği ileri sürülen alacağın ciddi olarak takip edildiğine ilişkin çabaların kazai bir hüküm veya kanaat verici bir vesika ile tevsiki öngörülmüştür. Kazai bir hükümden anlaşılması gereken, alacağın tahsili için kanun yollarına başvurulmuş olması, icra takibinin yapılmış bulunması, bu müracaatlar ve takipler sonunda, alacağın ödenmeyeceğine hakim tarafından hükmedilmiş olmasıdır. Kanaat verici vesika teriminden ise ödemeyi imkânsız hale getirmiş hal ve sebepler sonucu ortaya çıkmış belgelerin anlaşılması gerekmekte olup, vergi hukuku uygulaması bakımından kanaat verici vesikalara;
– Borçlunun herhangi bir mal varlığı bırakmadan ölümü veya 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 32 ve izleyen maddelerine göre mahkemelerce borçlu hakkında verilen gaiplik kararı ve mirasçılarından mirası reddettiklerine dair sulh hukuk mahkemelerince verilmiş bulunan mirası red kararı,
– Borçlu aleyhine alacaklı tarafından açılan davayı borçlunun kazandığına dair mahkeme kararı,
– Mahkeme huzurunda alacaktan vazgeçildiğine ilişkin olarak düzenlenmiş belgeler,
– Alacaktan vazgeçildiğine dair konkordato anlaşması,
– Borçlunun dolandırıcılıktan mahkûm olması ve herhangi bir mal varlığı bulunmadığını belgeleyen resmi evrak,
– Borçlunun adresinin saptanamaması nedeniyle icra takibat dosyasının kaldırıldığını ve yasal süresi içerisinde yenileme talebinde de bulunulmadığını gösteren icra memurluğu yazısı,
– Gerek doğuşu gerekse vazgeçilmesi bakımından belli ve inandırıcı sebepleri olmak şartıyla alacaktan vazgeçildiğini gösteren anlaşmalar, (Alacaklının tek taraflı irade beyanı ile alınmasından vazgeçilen alacakların, değersiz alacak olarak zarar kaydı mümkün değildir.)
– Ticaret mahkemesince borçlu hakkında verilen iflas kararı dolayısıyla ilgili masa tarafından alacakların tasfiyeye tabi tutulması sonrasında verilen iflasın kapanması kararına ilişkin belgeler
örnek olarak sayılabilir.
Ayrıca, bir alacağın Vergi Usul Kanunu bağlamında değersiz alacak hüviyeti kazanmasına dayanak oluşturan kanaat verici belgelerin veya mahkeme kararının ilgili olduğu yıla ait gider hesaplarına intikal ettirilmek suretiyle zarar yazılması gerekmekte, zarar yazılması gereken yıldan önceki yahut sonraki yıllarda zarar yazılması mümkün bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, iflas yolu ile takip, iflasa tabi kişiler hakkında yürütülen külli bir takip yolu olup, yetkili yargı mercii tarafından verilecek iflas kararı ile kararın verildiği gün ve saat itibariyle iflas açılmış olmaktadır. Böylelikle iflasa tabi kişi müflis sıfatını kazanmaktadır. İflas halinde, istisnai durumlar haricinde esas itibariyle, borçlu aleyhinde haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipler durmaktadır. Alacaklının borçluyu dava etmesi veya icra yoluyla takip edebilmesi yasal olarak mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca, iflas halinde söz konusu takip yolları kapanmakta, sadece iflas masasına kayıt olma hakkı verilmekte, cebri icra ve külli tasfiye yolu olan iflas halinde bütün alacaklılar eşit şekilde işlem görmekte, dolayısıyla ferdi icra takiplerine izin verilmemektedir.
Buna göre, 213 sayılı Kanunun 322 nci maddesi uygulamasında, borçlu şirket hakkında mahkemece verilmiş iflas kararı ile iflasın açılmış olması, borçludan olan alacakların değersiz alacak olarak kabul edilerek hesaplara intikal ettirilebilmesi için yeterli bulunmamakta olup, bu bağlamda mahkeme kararı çerçevesinde iflasın açılması ile oluşturulan iflas idaresi/dairesi tarafından yapılacak tasfiye işlemleri neticesinde söz konusu alacaklarınızdan tahsil kabiliyetinin olmadığı (tahsil edilemeyeceği) anlaşılan bir tutar kalması halinde, bu bakiye alacağınızın mahkemenin iflasın kapanmasına ilişkin kararına veya iflasın kapanmasına yönelik olarak iflas idaresinden/dairesinden alınacak belgelere dayanılarak, belgelerin/kararın temin edildiği yıl hesaplarına değersiz alacak olarak intikali mümkün bulunmaktadır.
Ancak, somut olayda, iflasın kapandığına dair verilen mevcut bir mahkeme kararının bulunmadığı dikkate alındığında, tahsil kabiliyeti kalmadığı belirtilen tutarın değersiz alacak olarak hesaplara intikal ettirilmesi mümkün değildir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
FAQ – Sık Sorulan Sorular
İflas Kararı Alacağın Değersiz Alacak Yazılması İçin Yeterli Midir? Hayır. Özelgeye göre, borçlu hakkında iflas kararı verilmesi ve iflasın açılması tek başına alacağın değersiz alacak olarak kaydedilmesi için yeterli değildir.
Değersiz Alacak İçin Hangi Belge Gerekir? Alacağın tahsiline artık imkân kalmadığını gösteren kazai bir hüküm veya kanaat verici bir vesika gerekir. İflas halinde bu belge genellikle iflasın kapanmasına ilişkin mahkeme kararı veya iflas idaresi/dairesinden alınacak belgedir.
İflas Masasına Kaydedilen Alacak Ne Zaman Değersiz Alacak Olur? İflas tasfiyesi tamamlandıktan sonra, tahsil edilemeyen alacak tutarının tahsil kabiliyetinin kalmadığı belgelenirse değersiz alacak kaydı yapılabilir.
İflasın Kapanması Kararı Olmadan Değersiz Alacak Yazılabilir Mi? Somut özelgeye göre, iflasın kapandığına dair mahkeme kararı bulunmadığı durumda tahsil edilemeyen tutarın değersiz alacak olarak kayıtlara alınması mümkün değildir.
Değersiz Alacak Hangi Yılda Gider Yazılır? Değersiz alacak, bu niteliği kazandığı tarihte gider veya zarar yazılır. Dayanak belge veya karar hangi yıla aitse, kayıt da o yıl yapılmalıdır.
Alacaklının Tek Taraflı Vazgeçmesi Değersiz Alacak İçin Yeterli Midir? Hayır. Alacaklının tek taraflı irade beyanıyla alacağından vazgeçmesi, değersiz alacak olarak zarar yazılması için yeterli kabul edilmez.
Tahsil Edilemeyen Her Alacak Değersiz Alacak Mıdır? Hayır. Tahsil güçlüğü ile tahsil imkânsızlığı farklıdır. Değersiz alacak için alacağın tahsilinin artık mümkün olmadığının objektif ve inandırıcı belgelerle ortaya konulması gerekir.