Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçinin talebi ve rızasıyla 10 günden kısa sürelerle kullanılan yıllık izinlerin tek başına haklı fesih nedeni oluşturmayacağına karar verdi.
T.C.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
Esas No. 2026/1495
Karar No. 2026/3952
Tarihi: 28.04.2026
ÖZET:
Yargıtay: İşçinin Talebiyle Bölünen Yıllık İzin Haklı Fesih Sayılmadı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçinin talebi ve rızasıyla 10 günden kısa sürelerle kullanılan yıllık izinlerin tek başına haklı fesih nedeni oluşturmayacağına karar verdi.
Uyuşmazlık Nasıl Başladı?
Davacı işçi, 16 Aralık 2013 ile 27 Nisan 2022 tarihleri arasında davalı şirkette gümrük müşavir yardımcısı olarak çalıştı.
İşçi, çalışma süresi boyunca yıllık izin taleplerinin işlerin yoğunluğu gerekçe gösterilerek reddedildiğini, kendisine bir defada en fazla altı gün izin kullandırıldığını ve kullanılmayan izinlerinin ücretinin ödenmediğini ileri sürdü.
Dava dilekçesinde 68 günlük kullanılmayan yıllık izni bulunduğunu belirten işçi, yıllık izinlerinin gereği gibi kullandırılmaması nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini savundu. Ayrıca 2017 yılının ikinci yarısı ile 2020 yılına ilişkin primlerinin ödenmediğini ileri sürdü.
İşçi; kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı ve prim alacağının işverenden tahsilini talep etti.
İşveren İstifa Savunması Yaptı
Davalı işveren, işçinin yeni bir iş bulması nedeniyle istifa ederek ayrıldığını savundu.
İşveren ayrıca;
- İşçinin yıllık izinlerini kendi talepleri doğrultusunda kullandığını,
- Bir yıllık çalışma süresi dolmadan dahi avans izin verildiğini,
- Kullanılmayan izinlerin karşılığının ödendiğini,
- Prim ödemelerinin sürekli olmadığını,
- Primlerin performans ve şirket kârlılığına göre değiştiğini,
- İşçinin ödenmemiş prim alacağının bulunmadığını
ileri sürerek davanın reddini istedi.
İlk Derece Mahkemesi Kıdem Tazminatını Kabul Etti
İlk Derece Mahkemesi, imzalı izin talep formlarına göre işçinin toplam 48 gün yıllık izin kullandığını belirledi.
Mahkeme, işçinin kıdem süresine göre toplam 130 gün yıllık izne hak kazandığını ve 82 günlük kullanılmayan izninin bulunduğunu kabul etti.
Yıllık izinlerin gereği gibi kullandırılmadığı sonucuna ulaşan Mahkeme, işçinin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğine karar verdi. Bu nedenle kıdem tazminatı ile 82 günlük yıllık izin ücreti hüküm altına alındı.
İşçi prim alacağını ispatlayamadığı için bu talep reddedildi.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Hukuka Uygun Buldu
İşverenin istinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, yıllık izinlerin 0,5, 1, 2, 3,5, 5, 6 ve 7 günlük sürelerle kullandırıldığını tespit etti.
Bölge Adliye Mahkemesi, İş Kanunu’nun 56’ncı maddesine göre yıllık iznin bölümler hâlinde kullanılması durumunda izinlerden en az birinin 10 günden az olamayacağını belirtti.
İşçinin yaklaşık 8,5 yıllık çalışma süresi boyunca kullandığı en uzun izin süresinin yedi gün, iş sözleşmesinin sona ermesinden önceki son yılda ise beş gün olduğunu değerlendiren Mahkeme, dinlenme hakkının gereği gibi kullandırılmadığı sonucuna ulaştı.
Bu gerekçelerle işverenin istinaf başvurusu esastan reddedildi.
Yargıtay Üç Ayrı Noktada Hata Belirledi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırarak İlk Derece Mahkemesi kararını bozdu.
Bozma kararında şu üç konu üzerinde duruldu:
- Kısa Süreli İzinler Tek Başına Haklı Fesih Nedeni Sayılmadı
4857 sayılı İş Kanunu’nun 56’ncı maddesine göre yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez. Tarafların anlaşmasıyla bölünmesi durumunda ise izinlerden birinin 10 günden az olmaması gerekir.
Yargıtay, somut olayda izin belgelerinde yer alan sürelerin 10 günden kısa olduğunu kabul etti. Ancak bu izinlerin işçinin talebi ve rızasıyla bölündüğünü belirledi.
Kararda, işçinin daha uzun süre izin kullanmak istediğini en az bir ay önceden yazılı olarak işverene bildirdiğinin ve bu talebin işveren tarafından daha kısa süreye indirildiğinin ispatlanamadığı belirtildi.
İşverenin çok uzun süre hiç izin kullandırmadığı veya işçinin izin talebini gerekçesiz biçimde reddettiği de kanıtlanamadı.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerleşik uygulamasına göre yıllık iznin işçinin talebiyle 10 günden kısa sürelerle kullandırılması durumunda bu izinlerin geçerli olduğunu belirtti. Bu nedenle işçinin yaptığı feshin haklı nedene dayanmadığına ve kıdem tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiğine karar verdi.
- Yıllık İzin Alacağı Belirsiz Alacak Davasına Konu Edilemezdi
Yargıtay, her işçilik alacağının otomatik olarak belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini vurguladı.
Bir alacağın belirsiz alacak davasına konu edilebilmesi için dava tarihinde miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesinin davacıdan beklenememesi veya objektif olarak imkânsız olması gerektiği belirtildi.
Davacının kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücretinin belirlenmesinde işveren tarafından ayni olarak sağlanan servis hizmetinin dikkate alınması gerektiği için kıdem tazminatının belirsiz alacak davasına konu edilmesinde hukuki yarar bulunduğu kabul edildi.
Buna karşılık işçinin;
- Hak kazandığı yıllık izin süresini,
- Kullandığı izin günlerini,
- Yıllık izin ücretinin hesabına esas ücretini
belirleyebilecek durumda olduğu ifade edildi.
Bu nedenle yıllık izin ücreti alacağının belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığı ve bu talebin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldı.
Bu tespit, işçinin kullanılmayan yıllık izninin bulunmadığı anlamına gelmedi. Bozma gerekçesi, yıllık izin alacağının somut olayda belirsiz alacak davası şeklinde talep edilmesine ilişkin usul şartına dayandırıldı.
- İşçinin Talep Ettiği Gün Sayısı Aşıldı
Davacı işçi, dava dilekçesinde kullanılmayan yıllık izin süresini 68 gün olarak bildirmişti.
İlk Derece Mahkemesi ise işçinin 130 gün izne hak kazandığını ve 48 gün izin kullandığını belirleyerek 82 günlük yıllık izin ücretine hükmetti.
Yargıtay, davacının 68 günlük talebi aşılmak suretiyle 82 günlük yıllık izin ücretine karar verilmesini de hatalı buldu.
Yargıtay’ın Sonucu
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi;
- İşçinin yaptığı feshin haklı nedene dayanmadığı,
- Kıdem tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiği,
- Yıllık izin alacağının belirsiz alacak davası olarak talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığı,
- Yıllık izin alacağı yönünden davanın usulden reddedilmesi gerektiği,
- Dava dilekçesinde talep edilen 68 gün aşılmasına rağmen 82 günlük izin ücretine hükmedilemeyeceği
gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırdı ve İlk Derece Mahkemesi kararını bozdu.
Karar, 28 Nisan 2026 tarihinde oy birliğiyle verildi.
Kararın Ortaya Koyduğu Esaslar
Yargıtay kararında belirlenen esaslar şöyle sıralandı:
- Yıllık izin belgelerinde 10 günden kısa izin sürelerinin bulunması, her durumda işçiye haklı fesih hakkı vermez.
- Kısa süreli izinler işçinin talebi ve rızasıyla kullandırılmışsa geçerli kabul edilebilir.
- İşçinin daha uzun izin talep ettiğini ve işverenin bu talebi reddettiğini ispatlayamaması değerlendirmede önem taşır.
- İşverenin uzun süre hiç izin kullandırmaması veya izin talebini gerekçesiz reddetmesi ayrıca ispatlanmalıdır.
- Her işçilik alacağı belirsiz alacak davasına konu edilemez.
- İşçinin yıllık izin süresini ve hesaplamaya esas ücretini belirleyebildiği durumlarda yıllık izin ücreti belirsiz alacak olarak talep edilemez.
- Mahkeme, dava dilekçesinde talep edilen yıllık izin gün sayısını aşarak karar veremez.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı nezdinde 16.12.2013 – 27.04.2022 tarihleri arasında gümrük müşavir yardımcısı olarak çalıştığını, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca ihtiyacı olduğu zamanlarda hiçbir şekilde yıllık izinleri kullanamadığını, davalı işverenliğin işlerin yoğun olduğu bahanesiyle müvekkilinin yıllık izin kullanma taleplerinin reddedildiğini, müvekkiline bir seferde en fazla 6 gün üst üste yıllık izin kullandırıldığını, davalı işverenlikçe müvekkilinin çalıştığı 9 senelik süreçte kullanmadığı yıllık izinlerinin karşılığının da ödenmediğini, 68 günlük yıllık izin ücreti alacağının bulunduğunu, müvekkilinin yıllık izinlerinin davalı işverenlik tarafından kullandırılmaması sebebiyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, ayrıca müvekkiline 2017 yılının ikinci altı ayına ve 2020 yılına ait hak kazandığı prim alacaklarının da ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ve prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını, davacının bir kısım yıllık izinlerini kullandığını, kullanılmayan izinlerin karşılığının ise davacıya ödendiğini, işyerindeki prim ödemelerinin süreklilik arz etmediğini, prim ödemelerinin performansa ve karlılığa göre değişkenlik gösterdiğini, davacının ödenmeyen prim alacağının da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın bir kısım işçilik alacaklarının tahsili talebi ile belirsiz alacak davası olarak açıldığı, dosya içerisinde yer alan imzalı izin talep formlarına göre davacının toplam 48 gün yıllık izin kullandığı, davacının kıdem süresine göre 130 gün yıllık izne hak kazandığı, bakiye 82 gün yıllık izin hakkının olduğunun anlaşıldığı, hâl böyle olunca davacı işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin kabulü ile kıdem tazminatının hüküm altına alınması gerektiği; ancak davacının prim alacağını ispat edemediğinden ilgili talebin reddi gerektiği gerekçesiyle kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının kabulüne, prim alacağının reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 16.12.2013 – 27.04.2022 tarihleri arasında davalı Şirkette çalıştığı, davacının kıdemi nazara alındığında davacının 130 gün yıllık izni bulunduğu, davacının 48 gün yıllık izin kullandığı, davacının bakiye 82 gün yıllık izin hakkı bulunduğu görülmekle yıllık izin ücretinin kabulüne dair kararda hata bulunmadığı, davacının yıllık izinlerinin 4857 sayılı İş Kanunu‘nun (4857 sayılı Kanun) 56/3 hükmünde düzenlemeye aykırı olarak davacının yıllık izinlerinin bölünmek suretiyle (0,5-1-2-3,5-5-6-7 günlük bölümler hâlinde) kullandırıldığı, yıllık iznin anayasal bir dinlenme hakkı olduğu, 4857 sayılı Kanun’un 56/3 hükmünde düzenlemeye aykırı olarak 10 günden aşağı verilen ücretli izinlerin işçinin dinlenme hakkını tam olarak kullanmasını engelleyeceği, dava konusu olayda da yaklaşık 8,5 yıllık kıdeme sahip davacıya çalıştığı süre boyunca sadece 48 gün yıllık izin kullandırıldığı, 2014 yılından 2021 yılına kadar en fazla kullandırılan izin süresinin 7 gün olduğu, iş sözleşmesinin feshinden önceki son bir yıl olan 2021 yılında ise en fazla kullandırılan izin süresinin 5 gün olduğu, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 24.03.2011 tarihli ve 2009/7959 Esas, 2011/8629 Karar sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere kısa izin kullandırılmasının işçi açısından haklı fesih sebebi teşkil ettiği, dolayısıyla davacının kıdem tazminatının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, dava tarihi itibarıyla davacının kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının zamanaşımına uğramadığı, hüküm altına alınan alacakların tanık beyanlarına dayalı olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacı tarafça delillerin usulüne uygun şekilde bildirilmediği,
2. Davacının yeni bir iş bulması sebebiyle istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını,
3. Dosyada müsnet yıllık izin çizelgeleri ve izin talep formlarından da görüleceği üzere davacı işçi müvekkil Şirketteki bir yıllık kıdemini doldurmadığında dahi müvekkili tarafından avans olarak yıllık izin kullandırıldığını, devamında da doğrudan kendi talep ettiği günlerde müvekkili tarafından yıllık izinleri kullandırıldığını, müvekkili tarafından uzun süre hiç izin kullandırılmamasının yahut talep edilmesine rağmen gerekçesiz olarak talebin reddedilmesinin gibi bir durumun söz konusu olmadığını,
4. Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’ne göre yıllık izinlerin kullanılmasında işverenin yönetim hakkının olduğunu, işçinin bir ay öncesinden izin talep etmesi gerektiğinin bildirildiğini, davacının 1 ay öncesinden izin talebinde bulunduğunu ispatlayamadığı, davacıya yıllık ücretli izinlerinin keyfî ve kötüniyetli bir şekilde değil tamamen işçinin talebi doğrultusunda işyerinin gerekliliklerine ve organizasyonel zorunluluklar doğrultusunda kullandırıldığını, davacının iddialarının kabulünün hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunup bulunmadığı ve iş sözleşmesinin davacı tarafça feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı hususlarına ilişkindir.
1. Dairemiz uygulamasına göre belirsiz alacak davasında, davanın açıldığı tarih itibarıyla uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenememesinden anlaşılması gereken; davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi ya da objektif olarak imkânsız olmasıdır. Sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, iddianın ispata muhtaç olması ve bilirkişi raporu alınması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmez. İş yargılamasında sıklıkla davaların yığılması söz konusu olmakla alacağın belirsiz olma kriterleri her bir talep için ayrı ayrı değerlendirilmeli ve şartları taşımayan davanın usulden reddine karar verilmelidir (Dairemizin 27.12.2022 tarihli ve 2022/6872 Esas, 2022/17896 Karar sayılı; 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar sayılı; 31.05.2022 tarihli ve 2022/5909 Esas, 2022/6892 Karar sayılı; 09.02.2022 tarihli ve 2022/829 Esas, 2022/1542 karar sayılı kararları). İşçilik alacaklarının hangi hâllerde belirsiz, hangi hâllerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp her bir davaya konu alacak bakımından somut olayın özelliklerinin nazara alınarak sonuca gidilmesi gereklidir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 15.12.2017 tarihli ve 2016/6 Esas, 2017/5 Karar sayılı kararı).
Somut uyuşmazlıkta hüküm altına alınan kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı belirsiz alacak davasına konu edilmiş, Mahkemece söz konusu alacaklar belirsiz alacak olarak kabul edilmek suretiyle yargılama sürdürülüp sonuçlandırılmıştır. Davacı tarafından kıdem tazminatı hesabına esas giydirilmiş ücretin belirlenmesinde dikkate alınması gereken servis hizmeti ayni olarak sağlanan bir sosyal menfaat niteliğinde olup kıdem tazminatına ilişkin davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmakta ise de, davacı hak kazandığı yıllık izin süresi ile yıllık ücretli izin alacağı hesabına esas ücretini belirleyebilecek durumdadır. Yıllık ücretli izin alacağı bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca yıllık izin ücreti alacağı yönünden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de, davacı vekili dava dilekçesinde davacının kullanamadığı 68 gün yıllık ücretli izni bulunduğunu belirtmiş olmasına rağmen davacı talebi aşılmak suretiyle bakiye 82 gün karşılığı yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınması da hatalı olmuştur.
2. 4857 sayılı Kanun’un “Yıllık ücretli iznin uygulanması” başlıklı 56. maddesinin ilgili fıkraları şu şekildedir:
“Yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez.
Bu iznin 53 üncü maddede gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesi zorunludur.
(Değişik üçüncü fıkra: 14/4/2016-6704/16 md.) Ancak, 53 üncü maddede öngörülen izin süreleri, tarafların anlaşması ile bir bölümü on günden aşağı olmamak üzere bölümler hâlinde kullanılabilir.
…”
Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin konu bakımından önem arz eden 5 ve devam eden maddeleri ise şu şekildedir:
“İzin Kullanma Dönemleri
Madde 5 — İşveren veya işveren vekilleri, bu Yönetmeliğin 15 inci maddesinde belirtilen izin kurulu veya 18 inci maddeye dayanılarak bunun yerine geçenlere danışmak suretiyle işyerinde yürütülen işlerin nitelik ve özelliklerine göre, yıllık ücretli izinlerin, her yılın belli bir döneminde veya dönemlerinde verileceğini tayin edebilir. Bunu işyerinde ilan eder.
Yıllık Ücretli İznin Uygulanması
Madde 6 — Yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez.
Bu iznin 53üncü maddede gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesi zorunludur.
Ancak, 53 üncü maddede öngörülen izin süreleri, tarafların anlaşması ile bir bölümü on günden aşağı olmamak üzere (Değişik ibare:RG-18/8/2017- 30158) bölümler halinde kullanılabilir.
İşveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan diğer ücretli ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilemez.
Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz.
Yıllık ücretli izinleri işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek olanlara istemde bulunmaları ve bu hususu belgelemeleri koşulu ile gidiş ve dönüşlerinde yolda geçecek süreleri karşılamak üzere işveren toplam dört güne kadar ücretsiz yol izni vermek zorundadır.
İşveren tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde İş Kanununun 17 nci maddesinde belirtilen bildirim süresi ile 27 nci maddesi gereğince işçiye verilmesi zorunlu yeni iş arama izinleri, yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez.
İşveren, işyerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerini gösterir izin kayıt belgesi tutmak zorundadır.
(Ek fıkra:RG-18/8/2017- 30158) Alt işveren işçilerinden, alt işvereni değiştiği hâlde aynı işyerinde çalışmaya devam edenlerin yıllık ücretli izin süresi, aynı işyerinde çalıştıkları süreler dikkate alınarak hesaplanır. Asıl işveren, alt işveren tarafından çalıştırılan işçilerin hak kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin kullanılıp kullanılmadığını kontrol etmek ve ilgili yıl içinde kullanılmasını sağlamakla, alt işveren ise tutmak zorunda olduğu izin kayıt belgesinin bir örneğini asıl işverene vermekle yükümlüdür.
İzin İsteğinin Zamanı
Madde 7 — İşçi yukarıdaki maddelere göre hak ettiği yıllık ücretli iznini, kullanmak istediği zamandan en az bir ay önce işverene yazılı olarak bildirir.
İşveren veya işveren vekilleri, bu istekleri Yönetmeliğin 15 inci maddesinde sözü geçen izin kuruluna veya 18 inci maddesinde belirtilen kişilere bildirir.
İzin İsteği ve Verilmesi
Madde 8 — İşçi yıllık izin isteminde, adını soyadını, varsa sicil numarasını, iznini hangi tarihler arasında kullanmak istediğini ve ücretsiz yol izni isteyip istemediğini yazar.
İzin kurulu veya işveren, işçinin istediği izin kullanma tarihi ile bağlı değildir. Ancak, izin sıra ve nöbetleşmesini göstermek üzere söz konusu kurulca düzenlenecek çizelgeler işçinin talebi ve iş durumu dikkate alınarak hazırlanır.
Aynı tarihe rastlayan izin isteklerinde; işyerindeki kıdem ve bir önceki yıl iznini kullandığı tarih dikkate alınarak öncelikler belirlenir.
Yol izni alanlar bu süreyi kullanmadan işe dönerlerse, işveren bunları anılan sürenin bitiminden önce işe başlatmayabilir.”
Davacı vekilince dava dilekçesinde, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca ihtiyacı olduğu zamanlarda hiçbir şekilde yıllık izinleri kullanamadığını, davalı işverenliğin işlerin yoğun olduğu bahanesiyle müvekkilinin yıllık izin kullanma taleplerinin reddedildiğini, müvekkiline bir seferde en fazla 6 gün üst üste yıllık izin kullandırıldığını, davalı işverence müvekkilinin çalıştığı 9 senelik süreçte kullanmadığı yıllık izinlerinin karşılığının da ödenmediğini, 68 günlük yıllık ücretli izin alacağının bulunduğunu, müvekkilinin yıllık izinlerinin davalı işveren tarafından kullandırılmaması sebebiyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği ileri sürülmüş olup İlk Derece Mahkemesince davacının yıllık izinlerinin bölünmek suretiyle (0,5-1-2-3,5-5-6-7 günlük bölümler hâlinde) kullandırıldığı, yıllık iznin anayasal bir dinlenme hakkı olduğu, 4857 sayılı Kanun’un 56/3 hükmündeki düzenlemeye aykırı olarak 10 günden aşağı verilen ücretli izinlerin işçinin dinlenme hakkını tam olarak kullanmasını engelleyeceği, dava konusu olayda da yaklaşık 8,5 yıllık kıdeme sahip davacıya çalıştığı süre boyunca sadece 48 gün yıllık izin kullandırıldığı, 2014 yılından 2021 yılına kadar en fazla kullandırılan izin süresinin 7 gün olduğu, iş sözleşmesinin feshinden önceki son bir yıl olan 2021 yılında ise en fazla kullandırılan izin süresinin 5 gün olduğu, kısa izin kullandırılmasının işçi açısından haklı fesih sebebi teşkil ettiği gerekçesiyle kıdem tazminatı hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, hizmet süresi itibarıyla toplam 130 gün yıllık izne hak kazanan davacının, çeşitli tarihlerde toplam 48 gün yıllık izin kullandığı davalı işveren tarafından ibraz edilen yıllık izin belgeleri içeriği ile sabittir. Davacının dava dilekçesindeki iddiası ise bakiye yıllık izin süresinin daha da az olduğu toplam 68 gün yıllık izni bulunduğuna ilişkindir. Her ne kadar yıllık izin belgelerine göre kullanılan izin süresi 10 günden az olsa da söz konusu sürenin davacının talebi ve rızası ile bölündüğü, davacının kullanmak istediği zamandan en az bir ay önce işverene yazılı olarak daha fazla sürelerle kullanmak istenildiği bildirilip de işverence daha az sürelerle yıllık izin kullandırıldığı hususunun davacı tarafça ispat edilemediği anlaşılmaktadır.
Talep döneminin bir kısmında yürürlükte olan 4857 sayılı Kanun’un 56/3 hükmüne göre izinlerin 10 günden aşağı olmamak üzere bölümler halinde kullandırılabileceği öngörülmüş ise de, bu konuda Dairemizin yerleşik uygulaması yıllık iznin işçinin talebiyle 10 günden az da kullandırılsa geçerli olduğu yönündedir. Diğer yandan davacı tarafça işverenin çok uzun süre hiç izin kullandırmaması ya da talep edildiği hâlde gerekçesiz olarak izin kullandırılmaması hususlarının da ispatlanmadığı görülmektedir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, davacı işçi tarafından gerçekleştirilen feshin haklı nedene dayanmadığı anlaşılmaktadır. Kıdem tazminatı istemi yönünden davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
FAQ – Sık Sorulan Sorular
Yıllık izin 10 günden kısa sürelerle kullandırılabilir mi? 4857 sayılı İş Kanunu’nun 56’ncı maddesine göre yıllık izin, tarafların anlaşmasıyla bölümler hâlinde kullanılabilir; ancak bölümlerden birinin 10 günden az olmaması gerekir. Yargıtay, incelenen somut olayda işçinin kendi talebi ve rızasıyla kullandığı daha kısa süreli izinleri geçerli kabul etti.
İşçinin 10 günden kısa izin kullanması haklı fesih nedeni midir? Tek başına yeterli değildir. Yargıtay, işçinin daha uzun süre izin talep ettiğinin ve işverenin bu talebi reddettiğinin ya da işverenin uzun süre hiç izin kullandırmadığının kanıtlanması gerektiğini belirtti.
İşçi yıllık izin talebini nasıl yapmalıdır? Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 7’nci maddesine göre işçi, kullanmak istediği yıllık izni en az bir ay önce işverene yazılı olarak bildirmelidir. Yönetmeliğin 8’inci maddesi uyarınca izin talebinde izin tarihleri de gösterilmelidir.
İşveren, işçinin istediği izin tarihiyle bağlı mıdır? Hayır. Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’ne göre işveren veya izin kurulu, işçinin istediği tarihle bağlı değildir. İzin planlamasında işçinin talebi ile işyerindeki iş durumu birlikte dikkate alınır.
Kullanılmayan yıllık izin ücreti belirsiz alacak davasıyla istenebilir mi? Yargıtay, somut olayda işçinin hak kazandığı izin süresini ve hesaplamaya esas ücretini belirleyebilecek durumda olduğunu kabul etti. Bu nedenle yıllık izin ücreti talebinin belirsiz alacak davasına konu edilmesinde hukuki yarar bulunmadığına karar verdi. Değerlendirme, her davanın somut özelliklerine göre yapılır.
Mahkeme talep edilenden fazla yıllık izin ücretine hükmedebilir mi? Hayır. İncelenen olayda işçi 68 günlük izin ücreti talep ettiği hâlde 82 günlük izin ücretine hükmedilmesi Yargıtay tarafından talebin aşılması olarak değerlendirildi.
Yargıtay kıdem tazminatı talebini neden reddetti? İşçinin izinlerinin kendi talebi ve rızasıyla kısa süreler hâlinde kullandırıldığı, daha uzun izin talebinin işveren tarafından reddedildiğinin veya uzun süre hiç izin verilmediğinin ispatlanamadığı kabul edildi. Bu nedenle işçinin feshi haklı bulunmadı.