Mevzuatın Adı: Danıştay Sekizinci Dairesine Ait Karar
04 Temmuz 2026 Tarihli Resmi Gazete
Sayı: 33300
Danıştay Sekizinci Daire Başkanlığından:
Esas No : 2025/6734
Karar No: 2026/675
Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı
Davacı: Ahmet DOKUCU
Vekili: Av. Ercan PUTİŞ
UETS adresi vardır.
SONGMICS Ofis sandalyesi, çalışma masası sandalyesi, müdür koltuğuYüksekliği ayarlanabilir, ev ofisi, çalışma odası, krem beyazı, kamel kahverengisiAmazon'da İncele
Samsung Galaxy Tab S11 Yapay Zeka (AI) TabletWiFi, 12GB RAM, 128GB Depolama Alanı, Gri, 11 İnç, 120Hz Ekran, S Pen Dahil, IP68 (Samsung Türkiye Garantili)Amazon'da İncele
Lenovo LOQ 15ARP10E NotebookNVIDIA GeForce RTX 4050 6GB GDDR6 65W | AMD Ryzen 7 7735HS | 16GB DDR5 RAM | 512GB NVMe M2 SSD | FreeDOSAmazon'da İncele
Apple iPhone 17 Pro 512 GBProMotion teknolojisine sahip 6.3 inç ekran, A19 Pro Çip, Çığır Açıcı Pil Ömrü, Center Stage Ön Kamera özellikli Pro Fusion Kamera Sistemi; Kozmik TuruncuAmazon'da İncele
Amazon Associate #reklam
Davalı İzmir Defterdarlığı
Vekili: Av. Merve Handan ERSÖZ
UETS adresi vardır.
ÖZET:
Danıştay: Kesinleşmeyen Trafik Cezasına Ödeme Emri Düzenlenemez
Danıştay Sekizinci Dairesi, itiraz süreci devam eden ve henüz kesinleşmeyen trafik idari para cezası için düzenlenen ödeme emrinin hukuka aykırı olduğuna hükmederek İzmir 2. İdare Mahkemesi kararını kanun yararına bozdu.
Danıştay Sekizinci Dairesi, Esas No: 2025/6734, Karar No: 2026/675 sayılı kararıyla, Danıştay Başsavcılığı’nın kanun yararına temyiz istemini kabul ederek İzmir 2. İdare Mahkemesi’nin bir kararını bozdu.
Olayın Özeti: Davacı Ahmet Dokucu’ya, hız sınırını aşması nedeniyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca 1.506 TL tutarında idari para cezası verildi. Davacı, cezaya karşı 04/11/2024 tarihinde Menemen Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz etti. Ancak itiraz süreci devam ederken, idari yaptırım tutanağı vergi dairesine gönderilerek 21/01/2025 tarihinde ödeme emri düzenlendi. İdari para cezasına yapılan itiraz, ödeme emrinden sonra, 03/02/2025 tarihinde kesin olarak reddedildi.
İlk Derece Kararı: İzmir 2. İdare Mahkemesi, cezaya yapılan itirazın borcu kesinleştirmeyeceği ve borcun vadesinde ödenmemesinin takip için yeterli olduğu gerekçesiyle ödeme emrinin iptali istemini reddetmişti.
Danıştay Başsavcılığının Değerlendirmesi: Başsavcılık, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesindeki “kesinleşen karar” ifadesinin, idari para cezasına dava açılması halinde yargılama sürecinin sonunda kesinleşmeyi ifade ettiğini belirtti. Buna göre ödeme emri aşamasına geçilebilmesi için idari para cezasının kesinleşmiş, kanununda ödeme zamanı varsa vadesinin gelmiş olması gerekiyor.
Danıştay’ın Kararı: Daire, dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği 21/01/2025 tarihinde idari para cezasının henüz kesinleşmediğini; cezanın ancak Menemen Sulh Ceza Mahkemesi’nin 03/02/2025 tarihli kararıyla kesinleştiğini tespit etti. Buna göre, 2918 sayılı Kanun uyarınca verilen idari para cezası kesinleşmeden tahsil edilme olanağı bulunmadığından, kesinleşmemiş bir amme alacağı için düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmedi.
Sonuç: Danıştay Sekizinci Dairesi, 10/02/2026 tarihinde oybirliğiyle, İzmir 2. İdare Mahkemesi’nin davanın reddine ilişkin kararının, hukuki sonuçları kalkmamak koşuluyla kanun yararına bozulmasına karar verdi. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme kararının hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmıyor; yalnızca ileride benzer durumlarda emsal teşkil ediyor.
İstemin Özeti: İzmir 2. İdare Mahkemesi’nin 23/10/2025 tarih ve E:2025/153, K:2025/1332 sayılı kararının 2577 sayılı Kanun’un 51. maddesi uyarınca kanun yararına temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Danıştay Tetkik Hâkimi : Emine VURGUN
Düşüncesi: İstemin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Başsavcısı: Cevdet ERKAN
Düşüncesi: Davacı hakkındaki 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 51. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca verilen trafik idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen 21/01/2025 tarihli ve 2025012166S3F0000360 sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın reddine İlişkin İzmir 2. İdare Mahkemesinin 23/10/2025 tarihli ve E:2025/153, K:2025/1332 sayılı kararının kanun yararına incelenerek bozulması istemiyle Başsavcılığımızı bilgilendiren dilekçe üzerine konu incelendi:
2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu’nun 28 Haziran 2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile değişik “Kanun Yararına Temyiz” başlıklı 51. maddesinde, “1. İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.
2. Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukukî sonuçlarını kaldırmaz.
3. Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete’de yayımlanır.” kuralına yer verilmiştir.
Kanunî süre geçtikten sonra kanun yolu başvurusunda bulunulması üzerine süre aşımı yönünden başvurunun reddedilmesi veya herhangi bir usulî sebeple kanun yolu incelemesine tâbi tutulmadan kararın kesinleşmesi hâllerinde kanun yolu İncelemesi yapılmış olmadığından, bu kararlar kanun yararına temyiz edilebilir.
2577 sayılı Kanun’un 20/A ve 20/B maddeleri uyarınca ivedi yargılama usûlü uygulanarak verilen ve istinaf kanun yoluna başvurmadan temyiz edilebilen kararlardan temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşenlerin kanun yararına temyiz edilebileceği hususunda da tereddüt bulunmamaktadır.
Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun’un 51. maddesine göre kanun yararına temyiz; istinaf veya temyiz kanun yolları kapalı olduğu için kesinleşmiş ya da istinaf veya temyiz kanun yollan açık olduğu halde taraflardan hiçbirinin süresi içinde istinaf veya temyiz yoluna başvurmaması sebebiyle kesinleşmiş olan idare ve vergi mahkemeleri İle bölge idare mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olup, bu kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bîr sonucu ifade edenlerin kanun yararına temyiz edilmesi mümkündür.
Kanun yararına bozma isteminin konusunu; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca genel bütçeye gelir kaydedilmesi öngörülen idari para cezalarına itiraz edilmesi halinde, itiraz üzerine verilecek mahkeme kararının kesinleştiği tarihten önce bu cezanın tahsili amacıyla ödeme, emri düzenlenip düzenlenemeyeceği; idari para cezasına itiraz edilmekle birlikte ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmış ise, sulh ceza mahkemesi kararıyla para cezasının kısmen kaldırılması halinde, iptal davasında ödeme emrinin tamamının mı yoksa kaldırılan kısmının mı iptaline karar verilmesi gerektiği oluşturmaktadır.
6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun’un 37. maddesinde: “Amme alacakları hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenir./Hususi kanunlarında ödeme zamanı tesbit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay İçinde ödenir./Bu ödeme müddetinin son günü amme alacağının vadesi günüdür./Amme borçlusu İsterse borcunu belli zamanlardan önce Ödiyebilir.” kurallarına yer verilmiştir.
Bu maddeye göre, takip işlemlerini yürüten davalı idarenin, Kanun’da belirtilen şekilde ödeme zamanının belirlenip belirlenmediği hususunu re’sen inceleyerek, ödeme zamanı belirlenmemiş alacaklar için bir aylık ödeme süresi tanıyarak vade tarihini belirlemesi, akabinde süresi içerisinde ödenmeyen alacaklar için ödeme emri düzenlemesi gerekmektedir.
6183 sayılı Kanun’un 55. maddesinde, kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açabileceği kuralı yer almıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, bu Kanun’un genel hükümlerinin, İdarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; 17. maddesinin 3. fıkrasında, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen idari para cezaları ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idari para cezalarının genel bütçeye gelir kaydedileceği; 4. fıkrasında, genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken İdarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek Üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderileceği; 27. maddesinin 1. fıkrasında, idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabileceği, bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması hâlinde İdarî yaptırım kararının kesinleşeceği kurallarına yer verilmiştir.
Öte yandan; Maliye Bakanlığı’nca hazırlanıp 12/05/2007 tarihli, 26520 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 442 sayılı “Tahsilat Genel Tebliğinde; 5326 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda, ‘İdari Para Cezalarının Kesinleşmesi” konusunda da açıklama yapılmış ve genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezalarının 6183 sayılı Kanun’a göre takip ve tahsil edilebilmesi için, bu cezalara ilişkin idari yaptırım kararlarının kesinleşmesinin gerektiği, İdari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna başvurulmaması veya kanun yoluna başvurulması halinde yargılama aşamalarının son bulması neticesinde idari para cezalarının takip edilebilir aşamaya gelmesinin, idari para cezasının kesinleşmesi anlamına geleceği ifade edilmiştir.
Söz konusu Tebliğde ayrıca, idari para cezasına yönelik Kabahatler Kanunu’nun hükümleri dışında kanun yolu öngörülmesi halinde, ilgili kanunlarında yer verilen kesinleşme nedenlerine bağlı olarak idari para cezalarının kesinleşeceği belirtilmiştir.
İdarî para cezasına İlişkin genel kurallar Kabahatler Kanunu’nun çeşitli başlıklar altındaki maddelerinde düzenlenmiş, ancak bunların ödeme emri ite ne zaman isteneceğini gösteren özel bir düzenleme getirilmemiştir, Kanun’un 17. maddesinin 4. fıkrasında, genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken İdarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği şeklinde dolaylı bir ifadeye yer verilmiştir. Maddenin genel ifadesinde, cezanın hangi idare tarafından ve hangi kurallara dayanılarak tahsil edileceği gösterilmiştir. Kanun’un 27. maddesinde, İdarî yaptırım kararının, onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulmaması hâlinde kesinleşeceği öngörüldüğünden, 17. maddesinde geçen “kesinleşen karat’ ibaresinden, idari para cezasına karşı dava açılması halinde mahkeme kararının, yargısal sürecin sonunda kesinleşmesinin anlaşılması gerekmektedir. Ancak kesinleşme aşamasından sonra idari para cezasının 6183 sayılı Kanun’a dayanılarak tahsil edilebileceği sonucuna varılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, Karayolları Trafik Kanununun 51. maddesinin ikinci fıkrasındaki “Hız ölçen teknik cihaz veya çeşitli teknik usullerle yapılan tespit sonucu Yönetmelikte belirlenen hız sınırlarını” aşmak suretiyle kanun hükmünü ihlal ettiğinden bahisle davacı adına düzenlenen 1506,00 TL tutarlı MB50547669 sayılı idari para cezasının kaldırılması istemiyle Menemen Sulh Ceza Hakimliğine 04/11/2024 tarihinde itiraz edildiği ve yargılama devam ederken, para cezasının tahsili için de İdari Yaptırım Tutanağı’nın Taşıtlar Vergi Dairesi Müdürlüğüne gönderildiği, bu şekilde vadesinde ödenmeyen kamu alacağının tahsili amacıyla davaya konu edilen 21/01/2025 tarihli ve 2025012166S3F0000360 sayılı ödeme emrinin düzenlendiği, idari para cezasına yapılan itirazın Menemen Sulh Ceza Hakimliğinin 03/02/2025 tarihli, D. İş No:2024/4437 sayılı kararıyla reddedildiği, ödeme emrinin iptali istemiyle İzmir 2. İdare Mahkemesinde 2025/153 esasına açılan davanın da 23/10/2025 tarihli, K:2025/1332 sayılı kararıyla reddedildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda aktarılan yasal düzenlemeler birlikte ele alındığında;
1) 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca gene! bütçeye gelir kaydedilmesi öngörülen idari para cezalarına karşı onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulmaması üzerine itirazın son günü idari para cezası kesinleşir. İdari yaptırım olan söz konusu idari para cezasına karşı sulh ceza mahkemesine itiraz edilmiş ise; bu durumda idari para cezasının kesin hâl kazanması, ancak mahkeme kararının -kanun yollan tüketilerek- kesinleşmesi üzerine mümkündür. İdari para cezasına ilişkin sözü geçen her iki ayrı durum gerçekleşince, tahsil dairesince tahsil edilebilecek nitelik kazanmış kamu alacağı olarak kendisini gösterir.
2) Tahsil dairesi tarafından, öncelikle tahsile konu kesinleşmiş kamu alacağının kaynaklandığı kanunda ödeme zamanının belirlenip belirlenmediği incelenir. Ödeme zamanı belirlenmemiş kamu alacakları için, bir aylık ödeme süresi tanıyarak vade tarihi belirlenir. Kamu alacağının bu şekilde belirlenen vadede ödenmemesi halinde, ancak 6183 sayılı Kanun’a göre tahsil aşamasına geçilebilir.
3) ödeme emri aşamasına, İdari para cezası kesinleşmeden, kamu alacağının kaynaklandığı kanununda ödeme zamanı varsa vadesi gelmeden ya da kanununda ödeme zamanı belirlenmemiş olanlar için tanınan ödeme süresi sona ermeden geçilemez. Aksi takdirde düzenlenen ödeme emri hukuka aykırı olacaktır.
Uyuşmazlıkta, Karayolları Trafik Kanunu hükümlerinin davacı tarafından ihlal edildiği nedeniyle adına idari para cezası verildiği ve cezaya karşı sulh ceza mahkemesinde itirazda bulunulmakla birlikte para cezasının tahsili amacıyla idari yaptırım tutanağının vergi dairesine gönderildiği, tahsil dairesince, söz konusu cezanın kesinleşip kesinleşmediği tespit edilmeden, bu cezanın kaynaklandığı kanunda ödeme zamanı belirli olmadığı için 6183 sayılı Kanun’a göre ödeme gününü belirleyen tahakkuk işleminin tesis edilip kesinleşmeyen bu kamu alacağının vadesinde ödenmediğinden bahisle dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği; idare mahkemesince davacı hakkında; idari para cezası uygulanmasına ilişkin işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu sulh ceza mahkemesince belirlendiğinden, vadesinde ödenmeyen amme alacağı niteliği kazanan bu cezanın tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; ödeme emrinin düzenlendiği 21/01/2025 tarihinde henüz idari para cezasının kesinleşmediği, idari para cezasının ödeme emrinin düzenlendiği tarihten sonra Menemen Sulh Ceza Mahkemesinin 03/02/2025 tarihinde verdiği karar ile kesinleştiğinin anlaşılması karşısında henüz kesinleşmeyen amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde yasal isabet bulunmamaktadır.
Bu durumda, kesinleşmeyen idari yaptırım olarak idari para cezasının 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsili yoluna gidilerek düzenlenen dava konusu ödeme emrinin iptali gerekirken, idare mahkemesince davanın reddi yolunda verilen kararın, “niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade” etmesi karşısında kanun yararına bozulması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, İzmir 2. İdare Mahkemesinin 23/10/2025 tarihli ve E:2025/153, K:2025/1332 sayılı kararı, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade ettiğinden, kanun yararına temyizen incelenerek bozulması 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesi uyarınca talep olunur.
Esas No. 2025/6734
Karar No:C2026/675
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 51. maddesinin 2. fıkrası (a) bendi uyarınca trafik para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen 21/05/2025 tarihli ve 2025012166S3F0000360 sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır.
İzmir 2. İdare Mahkemesinin 23/10/2025 tarih ve E:2025/153, K:2025/1332 sayılı kararıyla, davacıya hız sınırını aşması nedeniyle trafik para cezası verildiği, cezanın 01/11/2024 tarihinde tebliği üzerine söz konusu cezaya karşı 04/11/2024 tarihinde itiraz edildiği, bahse konu idari para cezasının vadesinde ödenmemesi nedeniyle ise dava konusu ödeme emrinin düzenlenerek davacıya tebliğ edilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, her ne kadar davacı tarafından cezaya yapılan itiraz nedeniyle borç kesinleşmediğinden bahiste takip yapılamayacağı ileri sürülmüşse de, borcun takip edilebilmesi için vadesinde ödenmemesinin gerektiği, aksi yönde açık bir kanuni düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla böylesi bir şartın aranması gerekmediği, buradan hareketle, yapılan itirazın Menemen Sulh Ceza Hakimliğinin 2024/4437 D.İş nolu dosyasında verilen 03/02/2025 tarihli kararla itirazın kesin olarak reddedildiği de dikkate alınarak, amme alacağının usulüne uygun olarak vadesinde ödenmediğinden bahiste takip edildiği anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kanun yararına temyiz” başlıklı 51. maddesinde, idare ve vergi mahkemeleri ite bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı, bozma kararının bir Örneğinin ilgili bakanlığa gönderileceği ve Resmi Gazete’de yayımlanacağı hükümleri yer almaktadır,
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” İte tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açabileceği hükmüne yer verilmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, bu Kanun’un genel hükümlerinin, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; 17. maddesinin 3. fıkrasında, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen İdarî para cezalan ite Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idari para cezalarının genel bütçeye gelir kaydedileceği^, fıkrasında, genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken İdarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderileceği; 27. maddesinin 1. fıkrasında, İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin İdarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabileceği, bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması hâlinde İdarî yaptırım kararının kesinleşeceği hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan; Maliye Bakanlığınca hazırlanıp 12/05/2007 günlü, 26520 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 442 sayılı “Tahsilat Genel Tebliğinde; 5326 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda, “İdari Para Cezalarının Kesinleşmesi” konusunda da açıklama yapılmış ve genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezalarının 6183 sayılı Kanun’a göre takip ve tahsil edilebilmesi için, bu cezalara ilişkin idari yaptırım kararlarının kesinleşmesinin gerektiği, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna başvurulmaması veya kanun yoluna başvurulması halinde yargılama aşamalarının son bulması neticesinde İdari para cezalarının takip edilebilir aşamaya gelmesinin, idari para cezasının kesinleşmesi anlamına geleceği ifade edilmiştir.
Söz konusu Tebliğde ayrıca, idari para cezasına yönelik Kabahatler Kanunu’nun hükümleri dışında kanun yolu öngörülmesi halinde, ilgili kanunlarında yer verilen kesinleşme nedenlerine bağlı olarak idari para cezalarının kesinleşeceği belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, 25/10/2024 tarihinde davacının, Karayolları Trafik Kanunu’nun “Hız sınırlarına uyma zorunluluğu” başlıklı 51/2.a maddesindeki; “Sürücüler, aksine bir karar alınıp işaretlenmemişse yönetmelikte belirtilen hız sınırlarını aşmamak zorundadırlar. (Değişik: 18/10/2018-7148/21 md.) Hız ölçen teknik cihaz veya çeşitli teknik usullerle yapılan tespit sonucu Yönetmelikte belirlenen hız sınırlarını; a) Yüzdeondan yüzde otuza (otuz dâhil) kadar aşan sürücülere 235 Türk lirası” hükmünü 144 km hız ite ihlal ettiğinden bahisle adına düzenlenen 1.506,00 TL tutarlı MB50547669 sayılı İdari para cezasının kaldırılması istemiyle Menemen Sulh Ceza Hakimliğine 04/11/2024 tarihinde itiraz ettiği, yargılama devam ederken, idari para cezasının tahsiline yönelik olarak düzenlenen İdari Yaptırım Tutanağımın Taşıtlar Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne gönderilmesi üzerine vadesinde ödenmeyen kamu alacağının tahsili amacıyla dava konusu edilen 21/01/2025 tarihli ve 2025012166S3F0000360 sayılı ödeme emrinin düzenlendiği, İdari para cezasına yapılan itirazın Menemen Sulh Ceza Mahkemesinin 03/02/2025 tarih D.İş:2024/4437 sayılı kararıyla kesin olarak reddedildiği, ödeme emrinin iptali istemiyle İzmir 2. İdare Mahkemesi nezdinde açılan davanın ise 23/10/2025 tarih ve E:2025/153, K:2025/1332 sayılı karar ite kesin olarak reddedildiği anlaşılmaktadır.
İdarî para cezasına ilişkin genel kurallar Kabahatler Kanunu’nun çeşitli başlıklar altındaki bir çok maddesinde düzenlendiği hâlde, bunların ödeme emri ite ne zaman isteneceğini gösteren müstakil bir madde bulunmamaktadır. Kanun’un 17. maddesinin 4. fıkrasında, genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken İdarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği şeklinde dolaylı bir ifadeye yer verilmiş ise de, maddenin genel ifadesinden burada asıl anlatılmak istenilenin, cezanın hangi idare tarafından ve hangi hükümlere göre tahsil edileceğini göstermek olduğu, Kanun’un 27. maddesinde, İdarî yaptırım kararının, onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulmaması hâlinde kesinleşeceği öngörüldüğünden, 17. maddesinde geçen “kesinleşen karar” ibaresinden, cezanın dava açılması hâlinde davanın sonunda kesinleşeceğinin anlaşılması gerektiği, dolayısıyla ancak bundan sonra ödeme emri ile istenebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta ise, davacının ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezasına yaptığı itiraza İlişkin dava devam ederken, söz konusu ödeme emrinin düzenlendiği, dolayısıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği tarih İtibarıyla kesinleşmemiş idari yaptırımın tahsili amacıyla işlem tesis edildiği görülmektedir.
Bu durumda, 2918 sayılı Kanun uyarınca verilen idari para cezası kesinleşmeden tahsili olanağı bulunmadığından, söz konusu para cezasının 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsili için düzenlenen dava konusu ödeme emrinin iptali gerekmekte iken davanın reddine yönelik İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulüne, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51. maddesi gereğince İzmir 2. İdare Mahkemesi’nin 23/10/2025 tarih ve E:2025/153, K:2025/1332 sayılı kararının, hukuki sonuçları kalkmamak koşulu ile kanun yararına bozulmasına, kararın birer örneğinin taraflar ile Danıştay Başsavcılığı’na gönderilmesine ve bu kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasına, 10/02/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
FAQ – Sık Sorulan Sorular
Kanun yararına temyiz nedir? İdare, vergi ve bölge idare mahkemelerinin kesinleşmiş kararlarından hukuka aykırı sonuç ifade edenlerin, Danıştay Başsavcısı tarafından Danıştay’a taşınmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur.
Kanun yararına bozma kararı, kesinleşmiş mahkeme kararını ortadan kaldırır mı? Hayır. Bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz; yalnızca ileriye dönük emsal niteliği taşır.
İdari para cezasına itiraz edilmesi ödeme emrini engeller mi? Evet, esasen engeller. Karara göre itiraz sürecinin sonuçlanıp cezanın kesinleşmesi beklenmeden ödeme emri düzenlenemez.
İdari para cezası ne zaman kesinleşir? Cezaya karşı 15 gün içinde sulh ceza mahkemesine itiraz edilmezse süre sonunda; itiraz edilmişse mahkeme kararının kanun yolları tüketilerek kesinleşmesiyle kesinleşir.
Bu davada ödeme emri neden hukuka aykırı bulundu? Çünkü ödeme emri, idari para cezasına yapılan itirazın sonuçlanmasından önce, yani ceza henüz kesinleşmeden düzenlenmişti.
Karar hangi tarihte ve nasıl alındı? Karar, 10/02/2026 tarihinde Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından oybirliğiyle alınmıştır.